Yargıtay'ın 'Tıbbi Malpraktis Nedeniyle Doktorun Sigortasına Açılan Davada Görevli Mahkeme' kararı (11. HD - K.2017/166), tüketici mahkemesinin görevli olduğu yönündeki yerel mahkeme kararını neden bozmuştur? Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacaklarına ilişkin davalarda görevli mahkemeyi ve hukuki dayanağını Türk Ticaret Kanunu (TTK) ilgili maddesiyle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #302829

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/166 Karar sayılı dosyasında, doktorun tıbbi kötü uygulamasına ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat davasında, yerel mahkemenin Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair kararını bozmuştur. **Bozma Gerekçesi**: Yerel mahkeme, davanın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1-L bendine göre tüketici işlemi olduğunu ve Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğunu düşünmüştür. Ancak Yargıtay, bu kararı şu gerekçelerle hatalı bulmuştur: 1. **Ticari Dava Niteliği**: Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5/1. maddesinde 'Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir' şeklinde düzenlenmiştir. 2. **Mutlak Ticari Dava**: TTK'nın 4/1(a) maddesi, 'Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanun’da … öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları'nı mutlak ticari dava olarak saymıştır. **Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat Davalarında Görevli Mahkeme**: Yargıtay, somut ihtilafa konu tazminat davasının, **6102 sayılı TTK'nın 1401 vd. maddelerinde düzenlenen sigorta sözleşmelerinden doğan riziko tazminatı alacağına ilişkin olduğunu** belirtmiştir. Ayrıca, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun TTK'nın 1473. maddelerinden kaynaklandığına dikkat çekilmiştir. Bu nedenle, ihtilafın TTK hükümleri uygulanmak suretiyle çözülecek olması nedeniyle davaya bakma görevinin **Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğuna** hükmedilmiştir. Bu karar, her ne kadar tıbbi kötü uygulama (malpraktis) bir tüketici işlemi olarak görülebilecek bir sağlık hizmetinden kaynaklansa da, sigorta poliçesine dayanarak açılan davanın hukuki niteliğinin 'sigorta hukuku' ve 'ticaret hukuku' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Sigorta ilişkisi, kendine özgü bir ticari ilişki olup, tüketicinin korunması mevzuatı bu ilişkiyi doğrudan düzenlememektedir.