Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun FETÖ/PDY'nin ByLock iletişim sistemine ilişkin kararında, sanık hakim ve savcıların yargılanmasındaki usul sorunlarına dair 'HSYK müfettişinin yetkileri', 'kıdemli hakim/savcı prensibi' ve 'nöbetçi mahkeme sistemi' gibi itirazlar nasıl değerlendirilmiştir? Özellikle HSYK müfettişlerinin CMK'daki Cumhuriyet savcılarına tanınan yetkileri kullanabilmeleri ve terör suçlarında ihtisas mahkemelerinin görevlendirilmesi konularındaki yasal dayanakları açıklayınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanık hakim ve savcıların yargılanmasındaki usul sorunlarına ilişkin itirazları, ilgili kanun ve içtihatlar çerçevesinde aşağıdaki gibi değerlendirmiştir: 1. **HSYK Müfettişinin Yetkileri**: Sanıklar, HSYK müfettişinin hakim ve Cumhuriyet savcılarını tutuklamaya sevk edemeyeceğini ileri sürmüştür. * **Değerlendirme**: Kurul, 6087 sayılı Kanun'un 17. maddesindeki açık düzenlemeye göre, müfettişlerin hakim ve Cumhuriyet savcılarının görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerine dair araştırma, inceleme ve soruşturmalarda, **CMK ile Cumhuriyet savcılarına soruşturmanın yürütülmesiyle ilgili tanınan tüm yetkileri de kullanabileceğini** belirtmiştir. Bu nedenle müfettişin tutuklama talebinde bulunabileceği hukuka uygun bulunmuştur. 2. **Kıdemli Hakim/Savcı Prensibi**: Sanıklar, tutuklama ve son soruşturmanın açılması kararları veren Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin sanıklardan daha az kıdemde olduklarını, bu nedenle soruşturmada görev alamayacaklarını iddia etmiştir. * **Değerlendirme**: Kurul, 2802 sayılı Kanun'un 82. maddesindeki 'kıdemli hakim veya Cumhuriyet savcısı eliyle yaptırılması' halinin, **yalnızca müfettiş tarafından soruşturma yapılamayan haller için geçerli olduğunu** belirtmiştir. Bu nedenle söz konusu itiraz hukuki dayanaktan yoksun bulunmuştur. 3. **Nöbetçi Mahkeme Sistemi ve İhtisas Mahkemeleri**: Sanıklar, tutuklama kararının Bakırköy Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi yerine Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilmesini ve iddianamenin doğrudan bu mahkemeye gönderilmesini hukuka aykırı bulmuşlardır. * **Değerlendirme**: Kurul, 2802 sayılı Kanun'un 85. maddesine göre soruşturma sırasındaki tutuklama istemleri ile 89. maddesine göre son soruşturmanın açılmasına karar vermeye yetkili merciin, ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine **en yakın ağır ceza mahkemesi** olduğunu vurgulamıştır. * HSYK Birinci Dairesi'nin 12.02.2015 tarihli kararıyla, 5235 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince, **ihtisaslaşmanın sağlanabilmesi amacıyla** ülke genelinde iki veya daha fazla ağır ceza mahkemesi olan yerlerde '2. ağır ceza mahkemelerinin' terör suçlarına ilişkin davalara bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Nöbetçi mahkeme sistemi ise rutin işlerin aksamasını önlemek için getirilmiştir. Bu nedenle, belirli bir olay, kişi veya toplulukla sınırlı olmayan bir görevlendirme neticesinde yargılama yapan ve ihtisas mahkemesi sıfatını haiz Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin gerek tutuklama gerekse son soruşturmanın açılması kararlarını vermesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu değerlendirmeler, kamu görevlilerinin yargılanmasında uygulanan özel usul kurallarının ve ihtisas mahkemelerinin görev alanının, yasal düzenlemelere uygun olduğu ve bu usul kurallarının, adil yargılanma hakkını ihlal etmediği yönündeki Yargıtay'ın genel yaklaşımını yansıtmaktadır.