Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/7615 Karar sayılı dosyasında, guatr ameliyatı sonrası oluşan komplikasyonlar nedeniyle açılan tazminat davasında, aydınlatılmış onamın ispat yükünün kime ait olduğu ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin hukuki sonuçları nasıl değerlendirilmiştir? Ayrıca, kararda ameliyat riskleri ile ilgili bilgilendirmenin yeterliliği konusunda hangi hususlara dikkat çekilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #302810

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/7615 sayılı kararında, guatr ameliyatı sonrası ses tellerinin kesilmesi gibi komplikasyonlar yaşayan hastanın açtığı tazminat davasında: **Aydınlatılmış Onamın İspat Yükü**: Kararda, aydınlatılmış onamın ispat külfetinin **hekim ya da hastanede** olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durum, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi'nin 5. maddesi ve Hekimlik Meslek Etiği Kuralları'nın 26. maddesi ile paraleldir. Hastanın 'özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat' etmesi gerektiği, bunun için müdahalenin amacı, niteliği, sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. **Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesinin Hukuki Sonuçları**: Mahkeme, davalıların davacıya yapılan ameliyat sonucunda oluşabilecek olası komplikasyonların anlatıldığına ve davacının bu işleme rıza gösterdiğine dair aydınlatılmış onam alındığına dair bir delil sunamadıklarını tespit etmiştir. Sunulan muvafakatnamenin sadece rıza mahiyetinde olduğu ve gerekli aydınlatmayı içermediği belirtilmiştir. Karar, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olmasının, yapılan müdahaleyi **hukuka aykırı hale getirdiğini** kabul etmiştir. Bu hukuka aykırılık nedeniyle, davalıların manevi tazminat dışında **maddi tazminattan da sorumlu oldukları** hükme bağlanmıştır. Bu durum, aydınlatılmış onam eksikliğinin sadece manevi tazminat değil, illiyet bağının da kurulması halinde maddi tazminat sorumluluğunu da doğurabileceğini göstermektedir. **Ameliyat Riskleri Bilgilendirmesinin Yeterliliği**: Yargıtay, dosyada bulunan hasta onam formunun 'ameliyatın riskleri' bölümünde ameliyat sonrası ilk iki hafta içinde kanama oluşabileceği, tekrar müdahale ve kan transfüzyonu gerekebileceği hususlarının yazılmış olmasına rağmen, hastanın 'yoğun bakımda kalabileceği, sağ tarafını gereği gibi kullanamayabileceği, dilinin kesilip, dişlerinin sökülebileceği' hususlarının açıkça yazılmamış olmasının, bilgilendirmenin yeterli olmadığını göstermektedir. Bu, bilgilendirmenin sadece genel riskleri değil, o hastanın özel durumunda ortaya çıkabilecek ciddi ve muhtemel komplikasyonları da içermesi gerektiğini vurgulamaktadır.