Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında, sanık hakimler hakkında kovuşturma sürecinde ileri sürülen usuli itirazlar (yakalama, tutuklama usulü, tabii hakim ilkesi, savunma hakkının kısıtlanması, SEGBİS kullanımı, ByLock delilinin hukuka aykırılığı) nasıl değerlendirilmiştir? Kurulun bu itirazlara verdiği cevapları ve gerekçelerini, ilgili kanun maddeleri ve içtihatlar ışığında ayrı ayrı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #302809

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanık hakimler hakkında kovuşturma sürecinde ileri sürülen birçok usuli itirazı tek tek değerlendirmiştir: 1. **Yakalama ve Tutuklama Usulü (Ağır Cezalık Suçüstü Hali - HSK m.94, CMK m.161/8)**: * **İtiraz**: Hakim ve Cumhuriyet savcılarının ağır cezayı gerektiren suçüstü hali hariç yakalanamayacağı, sorguya çekilemeyeceği ve tutuklanamayacağı kuralının ihlal edildiği, suçüstü halinin bulunmadığı. * **Değerlendirme**: Kurul, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun 'mütemadi suç' olduğunu ve temadinin yakalanma ile kesildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla, sanıkların yakalandıkları anda ağır ceza mahkemesinin görevine giren 'suçüstü hali'nin mevcut olduğu ve HSK m.94 gereğince soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağı kabul edilmiştir. CMK m.161/8'in terör suçları için doğrudan soruşturma yetkisi vermesi de bu kararı destekler. 2. **Tabii Hakim İlkesi (Anayasa m.37)**: * **İtiraz**: Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin tabii hakim ilkesine uygun olmadığı, mahkeme üyelerinin seçim ve atama usulünün bu ilkeye aykırı olduğu. * **Değerlendirme**: Kurul, tabii hakim ilkesinin suçun işlenmesinden sonra kişiye veya olaya özgü mahkeme kurulmasını yasakladığını, ancak yeni kurulan mahkemelerin veya yeni atanan hakimlerin önceden işlenen suçlara bakmasının ilkeye aykırılık teşkil etmediğini belirtmiştir (AYM kararları). Yargıtay Daireleri arasındaki görev ilişkisinin idari nitelikte bir iş bölümü olduğu (2797 sayılı Yargıtay Kanunu m.14) ve belirli bir olayla sınırlı olmayan ihtisas mahkemelerinin yargılama yapmasının hukuka uygun olduğu vurgulanmıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yargılama heyetini oluşturan başkan ve üyelerin suç tarihinden önce Yargıtay'a seçilmiş olmaları da tabii hakim ilkesine aykırılık oluşturmadığı kabul edilmiştir. 3. **Savunma Hakkının Kısıtlanması (CMK m.147 vd., AİHS)**: * **İtiraz**: Soruşturma aşamasında savunmalarının yeterince alınmadığı, dosyaya erişimlerinin engellendiği, tanık dinletme taleplerinin reddedildiği, SEGBİS kullanımının ve bilgisayar kullanım yasağının savunma hakkını kısıtladığı. * **Değerlendirme**: Kurul, sanıklara ve müdafilerine tutukluluk incelemesi ve itiraz duruşmalarına katılma, ayrıntılı savunma yapma imkanı tanındığını, bu durumun adil yargılanma hakkının ihlali olmadığını belirtmiştir. SEGBİS sisteminin tüm beyanları kayıt altına alarak savunma hakkını desteklediği, ceza infaz kurumunda bilgisayar kullanımının 5275 sayılı Kanun m.116 uyarınca yasak olduğu ancak koğuş dışında kullanım izni verildiği ifade edilmiştir. Tanık dinletme taleplerinin reddi ise, mahkemenin delilleri değerlendirme yetkisi kapsamında, maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olmayacağı değerlendirilen tanıkların dinlenmemesinin hukuka uygun olduğu şeklinde yorumlanmıştır. 4. **ByLock Delilinin Hukuka Aykırılığı (CMK m.134, Anayasa m.20, 22)**: * **İtiraz**: ByLock verilerinin MİT tarafından hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği, istihbari bilginin delil olarak kullanılamayacağı. * **Değerlendirme**: Kurul, ByLock verilerinin MİT tarafından 2937 sayılı Kanun m.4/1-i ve m.6/1-d,g bentleri çerçevesinde, terör suçlarıyla ilgili olarak telekomünikasyon kanallarından veri toplama yetkisi kapsamında elde edildiğini belirtmiştir. Bu verilerin tespitinin CMK m.134 kapsamında olduğu ve adli makamlara iletilmesinin hukuka uygun olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca, AİHS m.8 ve Anayasa m.20, 22'deki özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti haklarının terörle mücadele gibi meşru amaçlarla 'gereklilik' ve 'orantılılık' ilkelerine uygun olarak sınırlandırılabileceği vurgulanmıştır. MİT'in elde ettiği bilginin, suçun öğrenilmesiyle adli sürece intikal ettirilmesinin yasal zorunluluk olduğu ve hukuka aykırı delil sayılamayacağı belirtilmiştir.