Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun FETÖ/PDY'nin ByLock iletişim sistemine ilişkin verdiği kararda, ByLock verilerinin delil niteliği ve hukuka uygunluğu nasıl değerlendirilmiştir? Özellikle MİT tarafından elde edilen bu verilerin CMK'nın 134. ve 135. maddeleri kapsamında hangi koruma tedbirine girdiği ve hukuka uygunluk denetiminde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Anayasa'nın ilgili maddelerinin nasıl yorumlandığını detaylıca açıklayınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ByLock kararı, elektronik delillerin ceza muhakemesindeki yerini ve hukuka uygunluğunu kapsamlı bir şekilde değerlendirmiştir. **ByLock Verilerinin Delil Niteliği ve Hukuka Uygunluğu**: Kurul, ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının münhasıran kullanımına sunulan kriptolu bir iletişim ağı olduğunu tespit etmiştir. Bu sistemdeki bağlantı tarihi, IP adresi, bağlantı sıklığı, kimlerle haberleşildiği ve içeriği gibi verilerin tespiti mümkündür. Mahkeme, bu verilerin kişinin örgütle bağlantısını gösteren kesin bir delil olacağını belirtmiştir. **Hukuki Dayanak ve Koruma Tedbiri**: Kurul, ByLock kullanımından kaynaklanan verilerin tespitinin CMK’nın 135. maddesi (iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması) veya 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun 6. maddesi (önleme dinlemesi) kapsamında olmadığını; aksine, CMK’nın **134. maddesi** (bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma) kapsamında olduğunu hükme bağlamıştır. CMK 134, geçmişe dönük kayıtların aranması ve kopyalanması için uygulanır. MİT, 2937 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddeleri çerçevesinde terörle mücadele konusunda telekomünikasyon kanallarından geçen bilgi ve verileri toplama, analiz etme ve adli makamlara ulaştırma yetkisine sahiptir. Bu, istihbari bilgi toplamanın ötesinde, suçun işlendiğini öğrendiğinde adli makamlarla yapılan bir 'paylaşım' olarak değerlendirilmiştir, aksi takdirde TCK m. 279'un ihlali gündeme gelecektir. **AİHS ve Anayasa İle İlişkilendirme**: Kurul, AİHS'in 8. maddesi (özel yaşamın gizliliği) ve Anayasa'nın 20. maddesi (özel hayatın gizliliği) ile 22. maddesi (haberleşme hürriyeti) tarafından güvence altına alınan hakların mutlak olmadığını vurgulamıştır. Terörle mücadele, ulusal güvenlik, suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru amaçlarla bu hakların sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. ByLock verilerinin elde edilmesinde uygulanan arama tedbirinin, demokratik bir ülkede 'gereklilik' ve 'orantılılık' ilkelerine uygun olduğu kabul edilmiştir. Mahkeme, FETÖ/PDY gibi ağır suçlar işleyen bir silahlı terör örgütüyle mücadelede bu tür delillerin toplanmasının kaçınılmaz olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin de bu yöndeki kararlarını referans göstererek (Aydın Yavuz ve Diğerleri Kararı, 20.06.2017) teyit etmiştir.