Metinde, 6502 sayılı TKHK kapsamında satıcının, 'kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan... haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini' ispatlarsa, bu açıklamayla bağlı olmayacağı belirtilmiştir (TKHK m. 9). Bu hükmü, bir bayinin, üretici firmanın yaptığı abartılı bir televizyon reklamındaki vaatlerden dolayı sorumlu tutulup tutulamayacağı örneği üzerinden açıklayınız.
Bu hüküm, satıcının (bayinin), kontrolü dışındaki reklamlardan doğan sorumluluğuna bir sınır getirmektedir. Normalde, TKHK m. 8'e göre, 'reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan' mallar da ayıplı kabul edilir ve satıcı bundan sorumludur. Ancak, bu sorumluluk mutlak değildir. Örnek üzerinden açıklarsak: Bir otomobil üreticisi firma, ulusal bir televizyon kanalında yayınladığı reklamda, yeni modelinin '1 litre benzinle 50 km gittiğini' iddia etmiştir. Bir bayi, bu reklamdan habersiz bir şekilde veya reklamın abartılı olduğunu bilerek, bu aracı bir tüketiciye satmıştır. Tüketici, aracın bu performansı göstermediğini fark ettiğinde, doğrudan bayiye başvurabilir. Bu durumda bayi, sorumluluktan kurtulmak için TKHK m. 9'daki ispat imkanını kullanabilir. Bayi, eğer; a) Üreticinin yaptığı bu reklam kampanyasından 'haberdar olmadığını' (ki bu zayıf bir savunmadır), b) Veya daha önemlisi, reklamdaki bu abartılı iddianın içeriğini satış sözleşmesi anında 'düzelttiğini' (örneğin, alıcıya 'reklamlar abartılı, bu aracın gerçek yakıt tüketimi fabrika verilerine göre şudur' diye yazılı veya sözlü olarak bildirdiğini), ispatlarsa, o reklamdaki vaatle bağlı olmaz. Eğer bayi bu ispatı yapamazsa, üreticiyle birlikte 'müteselsilen' sorumlu olmaya devam eder. Bu hüküm, satıcıyı, kontrolü dışındaki yanıltıcı reklamlara karşı bir savunma imkanı tanıyarak korumayı amaçlar.