Bir ikinci el araç satışında, satıcı alıcıya aracı satarken 'Bu araba saat gibi çalışıyor, seni asla yolda bırakmaz' şeklinde bir güvence vermiştir. Araç, satıştan kısa bir süre sonra alıcıyı yolda bırakmıştır. Bu durumda satıcının sorumluluğu, sadece araçtaki somut bir 'ayıp'tan mı kaynaklanır, yoksa verdiği bu 'güvence'den (tekeffül) mi? İki sorumluluk türü arasındaki farkı açıklayınız.
Bu durumda satıcının sorumluluğu, hem araçtaki somut bir ayıptan hem de daha önemlisi, verdiği bu özel 'güvenceden' (tekeffül) kaynaklanır. İki sorumluluk türü arasındaki fark şudur: 1) Ayıptan Sorumluluk: Bu sorumluluk, satıcının bir şey söylemesine gerek kalmaksızın, kanundan (TBK m. 219) doğan objektif bir sorumluluktur. Malda, sözleşme anında var olan gizli bir eksiklik veya bozukluk varsa, satıcı bundan sorumlu olur. 2) Garanti (Tekeffül) Sorumluluğu: Bu sorumluluk ise, satıcının, malda belirli özelliklerin 'bulunduğunu' veya belirli eksikliklerin 'bulunmadığını' özel olarak 'vaat etmesi' veya 'garanti etmesi' ile doğar. TBK m. 219/1, 'Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi...' diyerek bu sorumluluğu açıkça düzenlemiştir. Olayda satıcı, 'seni asla yolda bırakmaz' diyerek, aracın bu niteliğini özel olarak garanti etmiştir. Araç yolda kaldığında, bu vaat edilen nitelik bulunmadığı için satıcı doğrudan sorumlu olur. Bu durumda alıcının, aracın yolda kalmasına neden olan somut bir 'parça arızasının' (ayıbın) sözleşme anında var olduğunu ayrıca ispat etmesine gerek kalmaz. Sadece, satıcının vaat ettiği sonucun (yolda bırakmama) gerçekleşmediğini ispatlaması yeterlidir. Garanti sorumluluğu, alıcının ispat yükünü hafifleten ve onu daha güçlü bir konuma getiren, daha ağır bir sorumluluk türüdür.