Bir yağma suçunda, failin eylemi TCK m. 149/1'deki birden fazla nitelikli hali (örneğin, silahla ve konutta) içeriyorsa, mahkeme TCK m. 61 uyarınca temel cezayı üst sınıra yakın belirlemiştir. Mahkeme, bu cezayı belirledikten sonra, ayrıca TCK m. 3'te düzenlenen 'orantılılık ilkesi'ne de atıf yapabilir mi? 'Cezanın bireyselleştirilmesi' (m. 61) ile 'orantılılık ilkesi' (m. 3) arasındaki ilişki nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30216

Evet, mahkeme bu atfı yapabilir ve yapmalıdır. İki ilke birbiriyle yakından ilişkilidir ve birbirini tamamlar. - Cezanın Bireyselleştirilmesi (TCK m. 61): Bu ilke, cezanın, her somut olayın ve failin özelliklerine göre 'ayarlanmasını' sağlar. Hâkime, kanunun çizdiği sınırlar içinde, olayın haksızlık içeriğine en uygun cezayı bulma konusunda bir takdir yetkisi verir. Birden fazla nitelikli halin varlığı, m. 61 uyarınca temel cezanın üst sınıra yakın belirlenmesi için bir gerekçedir. - Orantılılık İlkesi (TCK m. 3): Bu ilke ise, daha genel bir çerçeve çizer. 'Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.' demektedir. Bu ilke, TCK m. 61 uyarınca yapılan bireyselleştirme de dahil olmak üzere, ceza hukukunun tüm aşamalarında gözetilmesi gereken bir 'üst ilke'dir. İlişkisi şöyledir: TCK m. 61, orantılılığın nasıl sağlanacağına dair 'yöntemi' ve 'kriterleri' gösterir. Hâkim, m. 61'deki kriterleri (suçun işleniş biçimi, failin kastı vb.) kullanarak bir ceza belirler. Belirlediği bu son cezanın, işlenen fiilin toplam 'haksızlık ağırlığı' ile 'orantılı' olup olmadığını ise TCK m. 3'teki genel ilke ışığında bir kez daha kontrol eder. Metindeki Yargıtay 1. Ceza Dairesi kararında da, 'TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nın 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek temel cezanın alt sınırdan uzaklaşıp üst sınıra yaklaşarak belirlenmesi' gerektiği belirtilerek, bu iki ilkenin birlikte kullanılması gerektiği vurgulanmıştır.