Metinde, CMK m. 22/1-h'ye göre, 'aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse' hâkimin davaya bakamayacağı belirtilmiştir. Bir ceza davasında, yargılamayı yapan hâkimin, soruşturma aşamasında, dosyadaki bir imzanın sanığa ait olup olmadığı konusunda 'bilirkişi' olarak değil de, sadece imza örneklerini karşılaştırarak kendi 'gözlem ve kanaatini' tutanağa geçirmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu durum, hâkimin davaya bakmasına engel midir?
Bu durum, teknik olarak CMK m. 22/1-h'deki yasağı oluşturmaz, ancak CMK m. 24'teki 'tarafsızlığı şüpheye düşüren sebep' olarak değerlendirilebilir. Fark şuradadır: - CMK m. 22/1-h'deki Yasak: Bu yasak, hâkimin 'bilirkişi sıfatıyla' atanmış ve bir 'bilirkişi raporu' düzenlemiş olması halini kapsar. Bilirkişilik, özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir konuda mahkemeye görüş sunma faaliyetidir ve bir 'usuli sıfat'tır. - Hâkimin Gözlemi: Hâkimin, dosyadaki belgeleri inceleyerek, örneğin imzaları veya fotoğrafları karşılaştırarak bir kanaate varması ise, onun 'yargısal faaliyeti'nin bir parçasıdır ve 'hâkimin delilleri doğrudan doğruya değerlendirmesi' ilkesi kapsamındadır. Bu, bir bilirkişilik faaliyeti değildir. Olayda, hâkim bilirkişi olarak atanmamış, sadece kendi gözlemini tutanağa geçirmiştir. Bu nedenle m. 22/1-h'deki mutlak yasaklılık hali yoktur. Ancak, hâkimin, davanın esasına etkili bir delil (imza) hakkında, henüz yargılama başlamadan, soruşturma aşamasında bir ön kanaat oluşturmuş olması, onun kovuşturma aşamasında bu konuda 'tarafsız' olamayacağı yönünde 'haklı bir şüphe' yaratır. Sanık, 'hâkim zaten imzanın bana ait olduğuna en baştan karar vermiş' diyerek, CMK m. 24 uyarınca hâkimin reddini talep edebilir. Bu talep, merci tarafından somut olayın koşullarına göre değerlendirilecektir.