Metinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesindeki 'gözden geçirme ve bildirim' yükümlülüğünün, ticari olmayan (iki birey arasındaki) satışlarda 'uygun bir süre' içinde yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu 'uygun süre' kavramının, TTK m. 23'teki ticari satışlar için öngörülen 'iki gün' ve 'sekiz gün' gibi kesin sürelerden farkı nedir? Hâkimin, 'uygun süreyi' belirlerken hangi faktörleri dikkate alması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30208

İki düzenleme arasındaki temel fark, sürenin 'belirli' veya 'belirsiz' olmasıdır. - TTK m. 23 (Ticari Satışlar): Tacirler arasındaki satışlarda kanun, 'iki gün' (açık ayıplar için) ve 'sekiz gün' (gizli ayıplar için inceleme süresi) gibi 'kesin' ve 'hak düşürücü' süreler öngörmüştür. Bu süreler, ticari hayatın gerektirdiği hız ve güvenlik ihtiyacından kaynaklanır. Hâkimin bu süreler üzerinde bir takdir yetkisi yoktur. - TBK m. 223 (Ticari Olmayan Satışlar): Tacir olmayanlar arasındaki satışlarda ise kanun, 'uygun bir süre' gibi 'esnek' ve 'belirsiz' bir kavram kullanmıştır. Bu, tarafların tacir olmaması, hayatın olağan akışına göre hareket etmeleri ve ticari hayattaki gibi süratli davranma yükümlülüklerinin olmaması nedeniyledir. Hâkimin, 'uygun süreyi' belirlerken dikkate alacağı faktörler şunlardır: 1) Ayıbın Niteliği: Ayıbın tespiti ne kadar zor veya teknik bilgi gerektiriyor? Örneğin, bir motor arızasının tespiti, bir kapı çiziğinin tespitinden daha uzun sürebilir. 2) Alıcının Kişisel Durumu: Alıcının bir uzman mı yoksa sıradan bir vatandaş mı olduğu. 3) Tarafların Coğrafi Konumu: Tarafların birbirine yakın veya uzak olması, iletişimi etkileyebilir. 4) Yörenin Örf ve Adetleri. Hâkim, her somut olayın bu özelliklerine göre, dürüstlük kuralı çerçevesinde, alıcının ayıbı bildirmek için ne kadar bir süreye ihtiyacı olduğunu takdir edecektir. Bu süre birkaç gün de olabilir, birkaç hafta da.