Bir kişi, trafikte tartıştığı bir sürücüyü, aracından inip darp etmiştir. Mağdur, bu darp sonucu hafif şekilde yaralanmıştır. Ancak, mağdurun yanında bulunan ve olayı gören 7 yaşındaki çocuğu, olaydan çok etkilenmiş ve ciddi bir psikolojik travma yaşamıştır. Mağdur, fail aleyhine açacağı bir tazminat davasında, sadece kendi yaralanmasından doğan maddi ve manevi zararını mı, yoksa çocuğunun yaşadığı bu psikolojik travmadan doğan zararı da talep edebilir mi? 'Yansıma yoluyla zarar' kavramını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30206

Mağdur, kural olarak sadece kendi uğradığı doğrudan zararları talep edebilir. Çocuğun yaşadığı psikolojik travma, haksız fiilden 'dolaylı' veya 'yansıma yoluyla' doğan bir zarardır. Borçlar Hukukumuzda, yansıma yoluyla zararın tazmini çok istisnai durumlarda kabul edilir. TBK m. 56/2, 'Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.' diyerek, bu istisnalardan en önemlisini düzenlemiştir. Olayda, mağdur sadece 'hafif şekilde' yaralanmıştır. Bu, kanunun aradığı 'ağır bedensel zarar' koşulunu sağlamaz. Bu nedenle, mağdur, çocuğunun yaşadığı psikolojik travma için, bu maddeye dayanarak manevi tazminat talep edemez. Çocuğun kendisinin de bu olayın bir 'mağduru' olduğu ve onun da kişilik haklarının (ruhsal bütünlüğünün) ihlal edildiği ileri sürülerek, çocuk adına ayrı bir manevi tazminat davası açılması teorik olarak düşünülebilir. Ancak, haksız fiilin doğrudan muhatabı olmayan bir kişinin, olaya sadece tanıklık etmesi nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmininin talep edilmesi, Yargıtay tarafından genellikle kabul görmemektedir. Çünkü bu, sorumluluk alanını aşırı genişletme riski taşır. Sonuç olarak, mağdurun, çocuğunun zararı için tazminat talep etmesi hukuken oldukça zordur.