Yağma suçundan yargılanan bir sanık, mahkemede 'O an çok sinirliydim, ne yaptığımı bilmiyordum, iradem dışındaydı' şeklinde bir savunma yapmıştır. Bu savunmanın, ceza hukukundaki 'kusurluluğu etkileyen haller'den hangisi kapsamında değerlendirilebileceğini ve bu iddianın ispatının nasıl yapılabileceğini tartışınız.
Bu savunma, ceza hukukunda 'kusurluluğu etkileyen haller'den biri olan 'geçici bir nedenle irade yeteneğinin ortadan kalkması veya azalması' iddiasını içermektedir. Bu durum, TCK m. 34'te düzenlenen 'Geçici bir neden, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma' haliyle ilişkilendirilebilir, ancak sadece bunlarla sınırlı değildir. Yoğun bir öfke, hiddet veya elem hali de, eğer kişinin algılama veya irade (davranışlarını yönlendirme) yeteneğini önemli ölçüde azaltmış veya ortadan kaldırmışsa, bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu duruma 'gayrimuayyen (belirsiz) bir illetin tesiriyle şuurun izalesi' de denir. Ancak, sadece 'çok sinirliydim' demek yeterli değildir. Bu iddianın ispatı oldukça zordur ve sanığa aittir. İspat için şunlar gerekir: 1) Adli Tıp Raporu: Sanığın, olayın hemen ardından bir adli tıp uzmanı veya psikiyatrist tarafından muayene edilmesi ve o andaki ruh haline, irade yeteneğine ilişkin bir rapor alınması en güçlü delildir. 2) Tanık Beyanları: Olayı gören tanıkların, sanığın o andaki davranışlarının normal bir sinirlenmenin ötesinde, kontrolünü tamamen kaybetmiş, anormal bir durumda olduğuna dair beyanları. 3) Olayın Koşulları: Sanığı bu aşırı öfke haline getiren nedenin (haksız tahrik gibi) ağırlığı ve olağandışılığı. Yargıtay, 'hiddet ve şedit elem' halini kusurluluğu etkileyen bir neden olarak çok istisnai durumlarda kabul etmektedir. Genellikle bu tür savunmalar, TCK m. 29'daki 'haksız tahrik' indirimi kapsamında değerlendirilir. Sanığın iradesinin tamamen ortadan kalktığını ispatlaması çok zordur.