TCK m.26/2'de düzenlenen 'ilgilinin rızası' ile Borçlar Hukuku'ndaki 'irade sakatlığı' halleri (hata, hile, ikrah) arasında nasıl bir ilişki vardır? Hile ile elde edilmiş bir rıza, ceza hukuku açısından geçerli midir?
Geçerli değildir. TCK m.26/2'deki rızanın hukuken geçerli olabilmesi için, kişinin özgür iradesiyle ve herhangi bir sakatlık olmadan açıklanmış olması gerekir. Eğer rıza, Borçlar Hukuku'ndaki irade sakatlığı hallerinden biri olan hile (aldatma), ikrah (tehdit) veya esaslı hata sonucu elde edilmişse, bu rıza geçersizdir. Geçersiz bir rıza, fiili hukuka uygun hale getirmez ve failin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Örneğin, hile ile cinsel ilişkiye ikna edilen bir kişinin rızası, ceza hukuku anlamında geçerli bir rıza değildir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-26-hakkin-kullanilmasi-ve-ilgilinin-rizasi.html ve genel hukuk ilkeleri)