Metindeki bir Yargıtay kararında (13. HD, 2010/28 K.), davacının 'manevi zararının' da tahsilini istediği görülmektedir. Ayıplı bir ikinci el araç satın alan bir kişinin, bu durum nedeniyle 'manevi tazminat' talep etmesi mümkün müdür? Hangi koşullarda, bir malvarlığına ilişkin uyuşmazlık manevi tazminat gerektirir?
Evet, mümkündür, ancak her durumda değil. Kural olarak, sözleşmeye aykırılık veya ayıplı mal gibi malvarlığına ilişkin uyuşmazlıklar, sadece maddi zararın tazminini gerektirir. Manevi tazminat (TBK m. 56, 58), ancak bir 'kişilik hakkı saldırısı'nın varlığı halinde talep edilebilir. Kişilik hakları, kişinin onuru, şerefi, saygınlığı, özel hayatı, bedensel ve ruhsal bütünlüğü gibi manevi değerleridir. Ayıplı bir ikinci el araç satın almak, tek başına bir kişilik hakkı saldırısı değildir. Ancak, bu durumun yarattığı sonuçlar bir kişilik hakkı saldırısı niteliğine bürünürse, manevi tazminat talep edilebilir. Koşullar şunlar olabilir: - Yoğun Elem, Üzüntü ve Stres: Satıcının hileli ve aldatıcı davranışları, alıcıyı uzun süren, sinir yıpratıcı bir hukuki sürece sokmuşsa, alıcının yaşadığı yoğun stres, elem ve üzüntünün, basit bir can sıkıntısını aşarak ruhsal bütünlüğünü zedelediği kabul edilebilir. - Küçük Düşürülme: Alıcının, satıcının eylemleri nedeniyle ailesi veya çevresi önünde küçük düşürülmesi, onurunun zedelenmesi. - Hayati Tehlike: Ayıbın, alıcının veya ailesinin hayatını tehlikeye atacak nitelikte olması (örneğin, frenlerin tutmaması) ve bu durumun yarattığı yoğun korku ve endişe. Mahkeme, olayın sıradan bir ticari uyuşmazlığı aşıp aşmadığını, alıcının manevi dünyasında ciddi bir sarsıntı yaratıp yaratmadığını değerlendirerek manevi tazminata hükmedebilir. Sadece aracın bozuk olması yeterli değildir; bu durumun kişilik haklarına bir saldırı boyutuna ulaşması gerekir.