TCK m. 79/1'de düzenlenen göçmen kaçakçılığı suçunun mağdurunun kim olduğu, madde gerekçesinde 'asıl mağdurlar, çaresizlik ve yoksullukları nedeniyle... insanlardır' şeklinde belirtilmiştir. Ancak bu suçla korunan hukuki yararın aynı zamanda 'kamu düzeni, güvenlik ve ekonomi' gibi devlete ait menfaatler olduğu da kabul edilmektedir. Bu suçun 'çok mağdurlu' veya 'karma hukuki konulu' bir suç olmasının, davanın niteliği (örneğin, kamu davası olarak görülmesi) üzerindeki etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30185

Göçmen kaçakçılığı suçunun bu 'karma' niteliği, onun neden şikayete bağlı bir suç olmadığını ve bir 'kamu davası' olarak görüldüğünü açıklar. Suçun iki tür mağduru/korunan değeri vardır: 1) Bireysel Mağdur: Suçun işlenişi sırasında hayatı, vücut bütünlüğü veya onuru tehlikeye atılan, malvarlığı sömürülen 'göçmenin' kendisidir. Madde gerekçesi bu bireysel mağduriyete vurgu yapar. 2) Kamusal Mağdur: Suç, aynı zamanda bir devletin sınırlarını kontrol etme egemenliğini, ulusal güvenliğini, kamu düzenini ve sosyal/ekonomik yapısını da ihlal eder. Bu açıdan suçun mağduru, 'kamu' yani 'devlet'tir. Bir suçun takibinin şikayete bağlı olup olmaması, korunan hukuki değerin niteliğine bağlıdır. Eğer suç, sadece kişisel bir menfaati ihlal ediyorsa (hakaret gibi), takibi genellikle mağdurun şikayetine bırakılır. Ancak, göçmen kaçakçılığı gibi hem bireyi hem de kamuyu ağır bir şekilde etkileyen suçlarda, korunan kamusal menfaat daha ağır basar. Bu nedenle, bireysel mağdur olan göçmen şikayetçi olmasa veya hatta durumundan memnun olsa bile, devlet kendi egemenliğine ve kamu düzenine yönelik bu saldırıyı cezasız bırakamaz. Bu yüzden suç, resen soruşturulur ve bir 'kamu davası' olarak yürütülür.