TCK m. 79/4'e göre, göçmen kaçakçılığı suçunun 'bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.' Bu hüküm, ceza hukukunun 'cezaların şahsiliği' ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir? Tüzel kişilere uygulanabilecek 'güvenlik tedbirleri' neler olabilir?
Bu hüküm, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'cezaların şahsiliği' (kusursuz ceza olmaz ve ceza sadece suçu işleyen gerçek kişiye verilir) ilkesine, tüzel kişiler açısından modern bir istisna veya tamamlayıcı bir yaklaşım getirmektedir. Klasik ceza hukuku, sadece gerçek kişilerin suç faili olabileceğini ve cezalandırılabileceğini kabul eder. Ancak modern ceza hukuku, özellikle ekonomik ve organize suçlarda, tüzel kişilerin (şirketlerin) bir 'araç' olarak kullanılmasını veya suçun doğrudan tüzel kişinin politikası gereği işlenmesini engellemek için, tüzel kişilere yönelik yaptırımlar öngörmüştür. TCK, tüzel kişilere 'ceza' değil, 'güvenlik tedbiri' uygulanmasını kabul ederek, şahsilik ilkesini şeklen korumuştur. Güvenlik tedbiri, bir ceza olmaktan çok, gelecekteki tehlikeyi önlemeye yönelik bir yaptırımdır. Tüzel kişilere uygulanabilecek güvenlik tedbirleri TCK m. 60'da sayılmıştır: 1) İznin İptali: Eğer tüzel kişi, kamu kurumundan aldığı bir izne (örneğin, bir seyahat acentesi ruhsatı) dayanarak faaliyet gösteriyorsa ve suç bu faaliyet çerçevesinde işlenmişse, bu iznin iptaline karar verilebilir. 2) Müsadere: Suçtan elde edilen veya suçta kullanılan eşyanın veya maddi menfaatlerin mülkiyetinin devlete geçirilmesine karar verilebilir. Bu hüküm, şahsilik ilkesini, tüzel kişiliğin bir 'suç aracı' olarak kullanılmasını önleme ve kamu düzenini koruma amacı doğrultusunda, güvenlik tedbirleri yoluyla esnetmektedir.