Metinde, CMK m. 22 ve 23'te sayılan hâkimin yasaklılık hallerinin 'kamu düzeninden' sayıldığı belirtilmiştir. Bir usul kuralının 'kamu düzeninden' sayılmasının, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilmesi ve hâkim tarafından resen dikkate alınması gibi sonuçlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30180

Bir usul kuralının 'kamu düzeninden' sayılması, o kuralın kişilerin özel menfaatlerinden daha üstün bir kamusal menfaati (adaletin doğru tecellisi, yargının saygınlığı gibi) koruduğu ve bu nedenle tarafların iradesine bırakılamayacak kadar önemli olduğu anlamına gelir. Bunun sonuçları şunlardır: 1) Resen (Kendiliğinden) Dikkate Alınma: Hâkim, kamu düzenine ilişkin bir kuralın ihlal edilip edilmediğini, taraflar bunu dile getirmese bile, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak ve dikkate almak zorundadır. Örneğin, hâkimin sanıkla yasaklılık derecesinde bir akrabalığı olduğunu fark etmesi halinde, sanık bunu ileri sürmese dahi hâkimin kendiliğinden çekilmesi gerekir. 2) Yargılamanın Her Aşamasında İleri Sürülebilme: Taraflar, kamu düzenine ilişkin bir itirazı veya iddiayı, belirli bir süreye veya aşamaya bağlı kalmaksızın, yargılama bitene kadar (hatta kanun yolu aşamasında dahi) her zaman ileri sürebilirler. Diğer usuli itirazlar (yetki itirazı gibi) genellikle davanın başında yapılmak zorundayken, kamu düzenine ilişkin itirazlar için böyle bir süre sınırı yoktur. 3) Tarafların Feragat Edememesi: Taraflar, kamu düzenine ilişkin bir kuralın uygulanmasından anlaşarak vazgeçemezler. Örneğin, sanık 'hâkimin akrabam olması benim için sorun değil, davaya devam etsin' diyerek bu kuralın uygulanmasından feragat edemez. 4) Mutlak Bozma Nedeni Olma: Kamu düzenine ilişkin kuralların ihlali, genellikle kanun yolu incelemesinde 'mutlak bozma nedeni' sayılır. Yani, üst mahkeme böyle bir ihlal tespit ettiğinde, kararın esasına bakmaksızın hükmü bozar. CMK m. 289'da sayılan hukuka kesin aykırılık hallerinin çoğu, kamu düzenine ilişkindir.