Metinde geçen bir Yargıtay kararında (13. HD, 2011/3976 E.), mahkemenin, ikinci el aracın gerçek satış bedelini tespit ederken, davacının kendi çektiği 'ihtarnameyi' delil olarak dikkate alması gerektiği belirtilmiştir. Bir tarafın kendi hazırladığı bir belgenin (ihtarname), kendi lehine delil teşkil etmesi kuralının istisnasını, bu örnek üzerinden ve 'ikrar' kavramıyla ilişkilendirerek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30179

Hukuk Muhakemesi Hukukunda temel kural, bir tarafın kendi lehine delil yaratamayacağıdır. Yani, bir kişi kendi yazdığı bir mektupla veya kendi tuttuğu bir notla, kendi iddiasını ispatlayamaz. Ancak, bu kuralın istisnaları vardır. Metindeki örnek, bu istisnalardan birini ve önemli bir usul hukuku ilkesini göstermektedir. Olayda, davacı, çektiği ihtarnamede aracın satış bedelini 19.900 TL olarak belirtmiştir. Bu, davacının kendi aleyhine, karşı tarafın (davalının) lehine bir beyandır. Hukukta, bir tarafın, karşı tarafın iddiasının tamamını veya bir kısmını kendi aleyhine olacak şekilde doğrulamasına 'ikrar' denir. İkrar, kesin bir delildir ve ikrarda bulunan tarafı bağlar. Davacının ihtarnamede belirttiği bedel, dava dilekçesindeki daha yüksek bedel talebi karşısında, kendi aleyhine bir 'dava dışı ikrar' niteliğindedir. Davalı da bu bedeli kabul ettiği için, tarafların gerçek iradesinin bu düşük bedel üzerinde birleştiği ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, ihtarname burada davacının kendi lehine değil, dolaylı olarak kendi aleyhine (daha düşük bir bedeli kabul etmesi nedeniyle) ve karşı tarafın lehine bir delil olarak kullanılmıştır. Bu nedenle Yargıtay, mahkemenin bu ikrar niteliğindeki beyanı esas alması gerektiğini belirtmiştir.