Metinde, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda istinaf süresinin 'tefhim veya tebliğden itibaren sekiz gün' olarak düzenlendiği belirtilmiştir. Bir iş davasında, mahkeme gerekçesiz kısa kararı tarafların yüzüne karşı tefhim etmiş ve tutanağa 'karar tefhim edildi, istinaf süresi 8 gündür' diye yazmıştır. Davacı, bu karara karşı gerekçeli kararın kendisine tebliğinden itibaren 8 gün içinde istinaf başvurusu yapmıştır. Başvurunun süresinde olup olmadığını, AYM'nin İhsan Yücel ve Necmiye Anaç kararı ışığında tartışınız.
AYM'nin İhsan Yücel ve Necmiye Anaç kararı ışığında, bu başvuru süresindedir. Her ne kadar kanun 'tefhim' tarihinden itibaren sürenin başlayabileceğini belirtse de, AYM ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu 'tefhimin' geçerli bir tefhim sayılabilmesi için, kararın en azından ana gerekçesini içermesi gerekir. Gerekçeden tamamen yoksun bir kısa kararın tefhimi, kanun yolu süresini başlatmaz. Çünkü; 1) Etkili Başvuru Hakkının İhlali: Kararın gerekçesini bilmeyen davacıdan, 8 gün gibi kısa bir süre içinde, hangi hukuki veya fiili nedene dayanarak itiraz edeceğini belirten nitelikli bir istinaf dilekçesi hazırlaması beklenemez. Bu, mahkemeye erişim hakkını ve kanun yoluna etkili başvuru hakkını anlamsız kılar. 2) Öngörülemezlik ve Orantısız Külfet: Yargısal içtihatlar sürenin gerekçeli kararın tebliğiyle başlayacağı yönündeyken, sürenin tefhimle başlatılması, davacı için 'öngörülemez' bir yorumdur ve ona 'orantısız bir külfet' yükler. Davacı, mahkemeye erişim hakkından mahrum bırakılmış olur. Sonuç olarak, kanundaki 'tefhim' ibaresi, 'gerekçeli tefhim' olarak anlaşılmalıdır. Gerekçesiz tefhim halinde süre, gerekçeli kararın usulüne uygun olarak 'tebliğ' edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dolayısıyla, davacının başvurusu süresindedir.