Bir ceza davasında yargılamayı yapan hâkimin, davadaki mağdurun liseden samimi bir arkadaşı olduğu anlaşılmıştır. Bu durum, CMK m. 22'de sayılan mutlak yasaklılık hallerinden biri değildir. Hâkimin bu davaya bakmaya devam etmesi, 'adil yargılanma hakkı' açısından bir sorun yaratır mı? Sanık müdafiinin bu durumda başvurabileceği hukuki yol nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30165

Evet, bu durum 'adil yargılanma hakkı' açısından ciddi bir sorun yaratır. Hâkimin mağdurla samimi arkadaş olması, CMK m. 22'de sayılan kan veya kayın hısımlığı gibi 'mutlak' bir yasaklılık hali olmasa da, CMK m. 24'te düzenlenen 'hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebepler' kapsamına girer. Bir hâkimin, yargıladığı davanın taraflarından biriyle yakın ve samimi bir kişisel ilişkisinin olması, onun objektif ve yansız bir karar verebileceği konusunda haklı ve ciddi bir şüphe doğurur. Bu, 'objektif tarafsızlık' (görünüşte tarafsızlık) ilkesinin açık bir ihlalidir. Davayı kaybedecek olan sanık, kararın delillere göre değil, hâkimin arkadaşını koruma güdüsüyle verildiğini düşünecektir. Bu da yargıya olan güveni sarsar. Sanık müdafiinin başvurabileceği hukuki yol, CMK m. 24 ve 25 uyarınca, 'hâkimin reddi' talebinde bulunmaktır. Müdafii, hâkim ile mağdur arasındaki samimi arkadaşlık ilişkisini somut delillerle (fotoğraflar, tanıklar vb.) ortaya koyarak, hâkimin tarafsızlığından şüphe duyulduğunu ileri sürer. Bu talebi, bir üst merci olan ağır ceza mahkemesi (eğer yargılama asliye ceza mahkemesinde ise) inceler ve talebi haklı bulursa, hâkimi davadan el çektirerek yerine başka bir hâkimi görevlendirir.