Metinde geçen bir Yargıtay kararında (4. CD, 2017/3518 E.), iddianameyi düzenleyen savcı ile hükmü veren hâkimin karı-koca olması 'tarafsızlık ilkesine aykırılık' olarak görülmüştür. Bu 'objektif tarafsızlık' ihlalinin, AİHS m. 6 ve Anayasa m. 90/son fıkrası bağlamındaki hukuki temelini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30160

Bu durumun hukuki temeli, Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasında yer alan 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir... Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.' ilkesidir. AİHS, Türkiye için kanun hükmünde olan ve temel haklara ilişkin bir uluslararası andlaşmadır. AİHS m. 6, 'tarafsız bir mahkeme' tarafından yargılanma hakkını güvence altına alır. AİHM, 'tarafsızlık' kavramını yorumlarken, sadece hâkimin sübjektif (kişisel) önyargısızlığını değil, aynı zamanda 'objektif' (görünüşteki) tarafsızlığı da arar. Objektif tarafsızlık, mahkemenin dışarıdan bakıldığında tarafsız olduğu izlenimini vermesidir. İddia makamını temsil eden savcı ile yargılama makamını temsil eden hâkimin karı-koca olması, fiilen bir taraflılık olmasa bile, dışarıdan bakan makul bir gözlemcide, 'hâkimin, eşinin açtığı davada objektif olamayacağı' yönünde meşru bir şüphe uyandırır. Bu durum, 'görünüşte tarafsızlık' ilkesini zedeler. Yargıtay, CMK'da bu duruma ilişkin açık bir yasak hükmü olmamasına rağmen, Anayasa m. 90/son gereği, iç hukuk normu haline gelen ve daha üstün bir koruma sağlayan AİHS m. 6'daki 'tarafsız mahkeme' ilkesini doğrudan uygulayarak, bu durumu bir hukuka aykırılık ve bozma nedeni olarak kabul etmektedir.