Metinde, 6502 sayılı TKHK kapsamında 'Tüketici işlemi' tanımı yapılırken, 'eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi' kapsadığı belirtilmiştir. Bu geniş tanımın, Tüketici Mahkemelerinin görev alanını nasıl etkilediğini ve geleneksel Borçlar Hukuku sözleşme tiplerinin Tüketici Hukuku içinde nasıl yeniden yorumlandığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30154

Bu geniş tanım, Tüketici Mahkemelerinin görev alanını oldukça genişletmiş ve Tüketici Hukuku'nu, sadece mal satışlarını kapsayan dar bir alandan çıkarıp, hizmet sektörünün büyük bir bölümünü de içine alan genel bir koruma hukukuna dönüştürmüştür. Etkileri şunlardır: 1) Görev Alanının Genişlemesi: Geleneksel olarak Borçlar Kanunu'na tabi olan birçok sözleşme tipi (eser/inşaat, vekalet/avukatlık, bankacılık, sigorta, taşıma vb.), eğer taraflardan biri 'tüketici' (ticari/mesleki olmayan amaçla hareket eden) ve diğeri 'sağlayıcı/satıcı' (ticari/mesleki amaçla hareket eden) ise, otomatik olarak 'tüketici işlemi' haline gelir. Bu da bu sözleşmelerden doğan tüm uyuşmazlıkların görevli mahkemesinin Tüketici Mahkemesi olması sonucunu doğurur. 2) Sözleşmelerin Yeniden Yorumlanması: Bu sözleşmeler Tüketici Hukuku şemsiyesi altına girdiğinde, artık sadece Borçlar Kanunu'nun genel ve eşitlikçi hükümleriyle değil, aynı zamanda Tüketici Kanunu'nun tüketiciyi 'zayıf taraf' olarak görüp koruyan emredici hükümleriyle de yorumlanırlar. Örneğin, bir bankacılık sözleşmesindeki haksız şartlar (TKHK m. 5), bir eser sözleşmesindeki ayıplı hizmet (TKHK m. 13-16) veya bir vekalet sözleşmesindeki bilgilendirme yükümlülükleri, Tüketici Hukuku'nun özel koruma mekanizmalarına tabi olur. Bu durum, geleneksel sözleşme tiplerinin, tüketici lehine bir yorum ve denge mekanizmasıyla yeniden şekillendirilmesi anlamına gelir.