Metinde, CMK m. 150/3 uyarınca yağma suçunda şüpheli veya sanığa 'avukat atanmadan soruşturma ve kovuşturma yapılamayacağı' belirtilmiştir. Bu, 'zorunlu müdafilik' kurumunun bir örneğidir. Zorunlu müdafiliğin, 'savunma hakkı' ve 'adil yargılanma hakkı' açısından taşıdığı önemi ve bu kurala uyulmamasının hukuki sonucunu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30152

Zorunlu müdafilik, kanunda belirtilen bazı ağır suçlarda veya sanığın özel durumlarında (çocuk, sağır-dilsiz, akıl hastası olma), sanığın bir avukat tarafından savunulmasının mecburi hale getirilmesidir. Sanığın kendisi bir avukat tutmasa veya istemese bile, mahkemenin barodan bir avukat görevlendirmesi zorunludur. Önemi: Bu kurum, 'savunma hakkı'nın ve 'adil yargılanma hakkı'nın temel güvencelerinden biridir. Özellikle yağma gibi alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren ağır suçlarda, karmaşık hukuki süreçler ve ağır yaptırım riski karşısında, sanığın hukuki bilgiden yoksun olması nedeniyle hak kayıplarına uğramasını önlemeyi amaçlar. 'Silahların eşitliği' ilkesi gereği, iddia makamı (savcı) gibi profesyonel bir hukukçu karşısında, sanığın da profesyonel bir savunmacı (müdafi) tarafından temsil edilmesi, adil bir yargılama için zorunludur. Hukuki Sonucu: Bu kurala uyulmaması, yani zorunlu müdafi atanması gereken bir durumda, müdafi hazır bulundurulmadan sanığın ifadesinin alınması, sorgusunun yapılması veya duruşma yapılması, 'mutlak hukuka aykırılık' halidir. Bu şekilde elde edilen beyanlar delil olarak kullanılamaz. Yargılama sonucunda verilen hüküm, CMK m. 289/1-e ('Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması') uyarınca, başka bir inceleme yapılmaksızın Yargıtay tarafından mutlak olarak bozulur.