Metindeki bir Yargıtay kararında, 'icra müdürlüğünce belirlenen bedele itiraz ederek paranın davacıya ödenmesini engelleyen' davalının, bu nedenle oluşan 'faizi aşan zarardan' sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu durum, bir hakkın (itiraz hakkının) 'kötüye kullanılması' (TMK m. 2) olarak değerlendirilebilir mi? Bir hakkın kullanılmasının ne zaman hukuka aykırı hale geleceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30146

Evet, bu durum bir hakkın 'kötüye kullanılması'nın tipik bir örneğidir. Türk Medeni Kanunu m. 2'ye göre, 'Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.' Bir hakkın kullanılması, kural olarak hukuka uygundur. Ancak bu kullanım, dürüstlük kuralına aykırı, sırf başkasına zarar vermek amacıyla veya hakkın tanınma amacından saptırılarak kullanılıyorsa, 'hakkın kötüye kullanılması' söz konusu olur ve hukuka aykırı hale gelir. Yargıtay kararındaki olayda, davalının icra dosyasına parayı yatırdıktan sonra, bu bedele itiraz ederek paranın alacaklıya ödenmesini engellemesi, bir 'itiraz hakkı' kullanımıdır. Ancak, bu hakkın kullanılmasındaki amacın, gerçekten bedelin yanlış hesaplandığına dair meşru bir iddia değil de, sırf alacaklının parasına kavuşmasını geciktirmek ve ona zarar vermek olduğu anlaşılıyorsa, bu durum hakkın kötüye kullanılmasıdır. Davalı, bu hukuka aykırı eylemiyle, alacaklının parasını zamanında kullanamaması nedeniyle uğradığı ve yasal faizle karşılanmayan ek zararlardan (munzam zarardan) sorumlu tutulur. Hakkın kullanımı, dürüstlük kuralının sınırları aşıldığında hukuka aykırı hale gelir.