Metinde geçen bir Yargıtay kararında, sanığın eylemi 'yağmaya teşebbüs' olarak nitelendirilmiştir. Yağma suçunda 'gönüllü vazgeçme' (TCK m. 36) ile 'suça teşebbüs' (TCK m. 35) arasındaki temel fark nedir? Failin, mağduru tehdit ettikten sonra, mağdurun ağlaması üzerine ona acıyıp para almaktan vazgeçmesi hangi kapsama girer?
İki kurum arasındaki temel fark, failin suçu tamamlayamamasının nedeninde yatar. - Suça Teşebbüs (TCK m. 35): Fail, suçun icra hareketlerine başlamış, ancak 'elinde olmayan nedenlerle' suçu tamamlayamamıştır. Örneğin, mağdur direnmiş, polis gelmiş veya alarm çalmıştır. Burada failin iradesi dışında bir 'engel' vardır. Teşebbüs halinde cezada indirim yapılır. - Gönüllü Vazgeçme (TCK m. 36): Fail, suçun icra hareketlerine başlamış, ancak suçu tamamlama imkanı varken, 'kendi iradesiyle' ve dış bir zorlama olmaksızın suç işlemekten vazgeçmiştir. Burada belirleyici olan, failin 'yapabilirdim ama yapmadım' psikolojisidir. Gönüllü vazgeçme halinde, fail teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; ancak vazgeçme anına kadar yaptığı eylemler başka bir suç oluşturuyorsa, sadece o suçtan ceza alır. Sorudaki örnekte, fail mağduru tehdit ederek yağma suçunun icra hareketlerine başlamıştır. Ancak mağdurun ağlaması üzerine ona acıyıp para almaktan vazgeçmesi, tamamen kendi iç dünyasında oluşan bir pişmanlık ve iradi bir karardır. Dışarıdan bir engel yoktur. Bu nedenle bu durum, 'gönüllü vazgeçme' kapsamına girer. Fail, yağmaya teşebbüsten ceza almaz. Ancak, vazgeçme anına kadar yaptığı eylem olan 'tehdit' (TCK m. 106) kendi başına bir suç oluşturduğu için, sadece tehdit suçundan cezalandırılır.