Metinde, İtalyan, Polonya, İspanyol ve Alman Ceza Kanunlarında, TCK m. 301'e benzer şekilde 'devleti, ulusu veya bayrağı aşağılama' fiillerinin suç sayıldığı belirtilmiştir. Bu durum, AİHM'in TCK m. 301'e ilişkin bir başvuruyu incelerken kullanacağı 'demokratik bir toplumda gereklilik' ve 'orantılılık' testlerini nasıl etkiler? AİHM, bu tür yasaların varlığını tek başına yeterli görür mü?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30142

AİHM, bu tür yasaların başka Avrupa ülkelerinde de var olmasını dikkate alır, ancak bunu tek başına yeterli görmez. Bu durum, AİHM'in incelemesini şu şekilde etkiler: 1) Meşru Amaç: AİHM, TCK m. 301 gibi yasaların 'ulusal güvenliğin, kamu düzeninin korunması' gibi AİHS m. 10/2'de sayılan meşru amaçlardan birine hizmet ettiğini daha kolay kabul edebilir. Çünkü birçok Avrupa Konseyi üyesi devletin de benzer koruma mekanizmalarına sahip olması, bu amacın meşruiyetini güçlendirir. 2) Demokratik Bir Toplumda Gereklilik ve Orantılılık Testi: Bu aşama daha kritiktir. AİHM, yasanın varlığından çok, somut olayda yapılan müdahalenin (soruşturma, mahkumiyet) 'demokratik bir toplumda gerekli' olup olmadığını ve 'orantılı' olup olmadığını inceler. Yani, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin, ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı olması gerekir. Bir ifadenin, sırf devleti veya kurumlarını sert bir dille eleştirdiği için cezalandırılması, genellikle orantısız bir müdahale olarak görülür. AİHM, müdahalenin 'zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca' cevap verip vermediğine bakar. Sonuç olarak, mukayeseli hukuktaki benzerlik, AİHM'in 'meşru amaç' unsurunu kabul etmesini kolaylaştırsa da, asıl belirleyici olan, somut olaya özgü 'gereklilik' ve 'orantılılık' testleridir. AİHM, yasanın uygulanma biçimini ve somut olayın koşullarını detaylı olarak inceler.