Metinde, CMK m. 289/1-g uyarınca 'hükmün gerekçeyi içermemesi'nin mutlak bozma nedeni olduğu belirtilmiştir. Peki, bir mahkeme kararının gerekçesi var, ancak bu gerekçe son derece 'yetersiz', 'soyut' ve 'çelişkili' ise, bu durum da aynı kapsamda değerlendirilir mi? Yetersiz gerekçe ile hiç gerekçe olmaması arasında hukuki sonuç açısından bir fark var mıdır?
Evet, son derece yetersiz, soyut ve çelişkili bir gerekçe de 'gerekçenin yokluğu' ile aynı hukuki sonuca tabi tutulur ve mutlak bozma nedeni sayılır. Hukuki sonuç açısından pratik bir fark yoktur. Gerekçeli karar hakkı, sadece kararda 'gerekçe' başlığı altında bir metnin bulunmasını değil, bu metnin 'nitelikli' olmasını da gerektirir. Gerekçenin; - Yeterli Olması: Varılan sonucu açıklamaya ve kanun yolu denetimine imkan verecek düzeyde detay içermesi. - Soyut Olmaması: Dosyadaki somut delillere ve olgulara atıf yapması, basmakalıp ifadelerden oluşmaması. - Çelişkili Olmaması: Kendi içinde mantıksal bir tutarlılığa sahip olması. Bu niteliklerden yoksun, sadece şeklen var olan bir gerekçe, 'gerekçesizlikle' eşdeğer kabul edilir. Yargıtay, 'yasaya göstermelik uygunluk' sağlamak amacıyla yazılmış, ancak içeriği boş olan gerekçeleri 'yok hükmünde' sayarak, CMK m. 289/1-g'yi uygulamakta ve kararı bozmaktadır. Çünkü yetersiz veya çelişkili bir gerekçe, tıpkı hiç olmayan bir gerekçe gibi, kararın neye dayandığını anlama ve denetleme imkanını ortadan kaldırır.