Bir trafik kazası davasında, bilirkişi raporunda sürücünün %70, yayanın ise %30 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, bu kusur oranlarına dayanarak tazminata hükmetmiştir. Temyiz incelemesinde Yargıtay, bu kusur oranı tespitini denetleyebilir mi? Yargıtay'ın 'bilirkişi raporunun takdiri' konusundaki yetkisinin sınırları nelerdir?
Yargıtay, kural olarak ilk derece veya istinaf mahkemesinin delil takdirine ve bu kapsamda bilirkişi raporuna atfettiği değere karışmaz. Kusur oranının tespiti, teknik bir konu olup, büyük ölçüde delillerin (kaza tespit tutanağı, tanık beyanları, keşif) ve bilirkişi raporunun 'takdirine' ilişkindir. Bu, bir 'maddi vaka' sorunudur ve Yargıtay'ın hukuki denetim alanının dışındadır. Ancak, Yargıtay'ın bu takdire müdahale edebileceği istisnai durumlar vardır. Eğer bilirkişi raporu; - Açıkça hukuka aykırı ise (örneğin, yasal olmayan bir kritere dayanıyorsa), - Kendi içinde çelişkili ise, - Yetersiz bir incelemeye dayanıyorsa, - Hayatın olağan akışına, mantık kurallarına veya bilime (örneğin, fizik kurallarına) açıkça aykırı ise, - Hâkimin, raporu benimserken bariz bir takdir hatası yapmışsa, Yargıtay bu durumu bir 'hukuka aykırılık' olarak görüp kararı bozabilir. Örneğin, raporda hiçbir gerekçe gösterilmeden veya dosyadaki tüm delillerin aksine bir kusur oranı belirlenmişse, Yargıtay bu raporun hükme esas alınamayacağını belirtebilir. Yani Yargıtay, raporun içeriğindeki teknik tespiti değil, raporun hukuka ve mantığa uygunluğunu ve hükme esas alınmasının isabetli olup olmadığını denetler.