Metindeki bir Yargıtay kararında (13. HD, 2011/3976 E.), ikinci el araç satış bedelinin noter senedinde 22.242 TL, ancak tarafların kabulünde 19.900 TL olduğu bir olayda, mahkemenin 19.900 TL'yi esas alması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, Borçlar Hukukundaki 'muvazaa' (danışıklılık) kavramıyla nasıl ilişkilendirilebilir? Tarafların vergi gibi nedenlerle bedeli farklı göstermesinin hukuki sonuçları nelerdir?
Bu durum, Borçlar Hukukundaki 'nispi muvazaa' (vasıflı muvazaa) kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan bir görünüş yaratmalarıdır. Nispi muvazaada ise, taraflar bir 'görünürdeki işlem' (örneğin 22.242 TL'lik satış) yapmakta, ancak bu işlemin arkasında kendi aralarında geçerli olmasını istedikleri bir 'gizli işlem' (19.900 TL'lik gerçek satış) bulunmaktadır. Borçlar Hukuku'nun genel ilkesine göre (TBK m. 19), tarafların gerçek ve ortak iradeleri esastır. Bu nedenle, görünürdeki işlem (noterdeki yüksek bedel) muvazaa nedeniyle geçersizken, taraflar arasındaki asıl hukuki ilişkiyi 'gizli işlem' (gerçek satış bedeli) belirler. Yargıtay kararı da bu ilkeyi uygulamıştır. Tarafların bedeli farklı göstermesinin hukuki sonuçları şunlardır: - Özel Hukuk Açısından: Taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda (bedel iadesi, tazminat vb.) 'gerçek bedel' esas alınır. - Vergi Hukuku Açısından: Bedeli düşük göstererek daha az harç veya vergi ödemek, Vergi Usul Kanunu'na göre bir 'vergi ziyaı' oluşturur ve taraflar hakkında vergi cezaları ve gecikme faizleri uygulanmasına neden olabilir. - Ceza Hukuku Açısından: Bu eylem, koşulları varsa 'resmi belgede sahtecilik' suçuna ilişkin tartışmaları da gündeme getirebilir, ancak genellikle vergi hukuku yaptırımlarıyla yetinilir.