Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) O. A. / Türkiye davasında (Başvuru No. 24492/21), Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararlarının yargı denetimine kapalı olması ve HSK'nın kendisinin Sözleşme'nin 6 § 1 maddesi anlamında bir 'mahkeme' olarak kabul edilememesinin gerekçeleri nelerdir? Bu durum, Türk yargı sistemindeki yapısal sorunları nasıl yansıtmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #301132

AİHM'in O. A. / Türkiye davasında (Başvuru No. 24492/21), başvurucunun hâkimlik mesleğine atanmasının HSK tarafından reddedilmesi ve bu karara karşı yargı denetimi bulunmamasından şikayet edilmiştir. Mahkeme, HSK kararlarının yargı denetimine kapalı olmasını ve HSK'nın Sözleşme'nin 6 § 1 maddesi anlamında bir 'mahkeme' olarak kabul edilememesini önemli bir ihlal nedeni olarak görmüştür. **HSK Kararlarının Yargı Denetimine Kapalı Olması:** * Anayasa'nın 159. maddesi, HSK kararlarının (meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki) yargı mercilerine başvurulamayacağını açıkça belirtmektedir. Bu, HSK'nın hâkim/savcı adaylarının atanmasını onaylama veya reddetme gibi kararları için de geçerlidir. (O. A. / Türkiye, § 23, 51). * Hükümet de görüşlerinde, HSK'nın atanmaları onaylayıp onaylamama konusunda geniş takdir yetkisine sahip olduğunu ve bu takdir yetkisinin yargı denetimine açık olmadığını kaydetmiştir. (O. A. / Türkiye, § 36). **HSK'nın Sözleşme'nin 6 § 1 Anlamında 'Mahkeme' Olarak Kabul Edilememesinin Gerekçeleri:** Mahkeme, HSK'nın, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesi anlamında 'mahkeme' olarak kabul edilemeyeceğine Bilgen/Türkiye ve Eminağaoğlu/Türkiye davalarında vardığı tespitlere atıfta bulunarak karar vermiştir. Bu gerekçeler HSK önündeki yapısal ve usuli eksikliklerden kaynaklanmaktadır (O. A. / Türkiye, § 51-52): * **Usul Kanunu Eksikliği:** HSK'nın önünde yürütülen süreçte açık bir usul kanunu bulunmaması. * **Duruşma Eksikliği:** Duruşmaların yapılmaması. * **Delil Kuralları Eksikliği:** Tanıkların çağrılması ve dinlenmesi de dâhil olmak üzere belirli delil kurallarının bulunmaması. * **Çekişmeli Yargılama Eksikliği:** Taraflar arasında çekişmeli bir yargılama ortamının sağlanmaması. * **Gerekçelendirme Eksikliği:** HSK'nın kararlarında yeterli ve somut gerekçeler sunmaması. O. A. davasında, HSK'nın başvurucunun atanmasını reddederken kanun hükümlerini tekrarlamak dışında somut gerekçeler sunmadığı, hatta gizli sağlık verileri konusunda çelişkili ifadeler olduğu belirtilmiştir. (O. A. / Türkiye, § 12, 17, 69). **Türk Yargı Sistemindeki Yapısal Sorunların Yansıması:** * **Yürütmenin Etkisi ve Yargı Bağımsızlığı:** AİHM kararı ve atıfta bulunulan diğer uluslararası belgeler (Venedik Komisyonu, GRECO, BM Özel Raportörü), HSK'nın yapısındaki sorunlara dikkat çekmektedir. HSK üyelerinin önemli bir kısmının Cumhurbaşkanı ve TBMM tarafından atanması, Adalet Bakanı'nın Kurul Başkanı olması gibi hususlar, yürütme erkinin yargı üzerindeki potansiyel etkisine ve yargı bağımsızlığının zayıflamasına dair ciddi endişeleri yansıtmaktadır. (O. A. / Türkiye, § 30, 31, 62). * **Şeffaflık ve Liyakat Sorunları:** Yargısal atama sürecinde şeffaflık, liyakat ve nesnel ölçütlerin eksikliği, halkın yargıya olan güvenini ve yargı bağımsızlığını zayıflatmaktadır. AİHM, hâkimlerin seçimi, atanması ve kariyerlerine ilişkin davalarda usuli adilliğin önemini vurgulamıştır. (O. A. / Türkiye, § 49, 57, 58, 69). * **Etkili Hukuk Yolu Eksikliği:** HSK kararlarının yargı denetimine kapalı olması, Sözleşme'nin 6. maddesi anlamında etkili bir hukuk yolunun bulunmadığı anlamına gelir. Bu, bireylerin hak arama özgürlüklerini ve adil yargılanma haklarını kısıtlayan temel bir yapısal sorundur. Sonuç olarak, O. A. / Türkiye kararı, HSK'nın mevcut yapısı ve işleyişinin, uluslararası standartlarda belirlenen yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma prensipleriyle uyumlu olmadığını, özellikle yargı denetimi ve kararların gerekçelendirilmesi konularında ciddi eksiklikler bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.