Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan verilen beraat kararının aleyhe bozulması üzerine, sanığın beyanı alınmadan direnme kararı verilip verilemeyeceği hususundaki içtihadını, savunma hakkının kısıtlanması ve mutlak bozma nedeni kavramları çerçevesinde açıklayınız. Karşı oyda belirtilen istisnai durumları ve gerekçelerini değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #301131

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/595 E., 2018/185 K. ve 2016/16-48 E., 2016/364 K. sayılı kararları, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan verilen beraat kararının aleyhe bozulması üzerine sanığın beyanı alınmadan direnme kararı verilip verilemeyeceği hususunda net bir duruş sergilemiştir. **Çoğunluk Görüşü: Sanık Beyanı Alınmadan Direnme Kararı Verilemez (Mutlak Bozma Nedeni):** * **Savunma Hakkının Sınırlanamazlığı:** Çoğunluk, 1412 sayılı CMUK'nın 326/2 (5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca) ve 5271 sayılı CMK'nın 307/2. maddelerine atıfla, hükmün aleyhe bozulması hâlinde, davaya yeniden bakacak mahkemece sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Bu kural, sanığa bozmada belirtilen ve aleyhine sonuç doğurabilecek hususlarda beyanda bulunma, kendini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkanı tanır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanır ve uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır. * **Beraat Kararında Direnme Durumu:** Çoğunluk, bu zorunluluğun beraat hükmünde direnilmesi hâlinde de geçerli olduğunu vurgulamıştır. Zira Ceza Genel Kurulu'nca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup yerel mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. Sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. * **Mutlak Bozma Nedeni:** Savunma hakkının kısıtlanması, 1412 sayılı CMUK'nın 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Dolayısıyla, sanık beyanı alınmadan direnme kararı verilmesi, hükmün sair yönleri incelenmeksizin bozulmasını gerektirir. **Karşı Oy Görüşü: İstisnai Durumlar ve Gerekçeleri:** Azınlıkta kalan karşı oy (örneğin, 2017/595 E., 2018/185 K. sayılı karardaki karşı oy), her kuralın istisnaları olabileceğini savunarak çoğunluk görüşüne katılmamıştır. Gerekçeleri şunlardır: * **Kanunun Lafzı ve Amacı:** CMUK 326/2, 'Sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerektiği' hükmünü içerir. Karşı oy, bu hükmün lafzi yorumuna göre, eğer mahkeme direnme kararı vererek önceki beraat hükmünü tekrarlayacaksa, sanığa daha ağır bir ceza verilmeyeceği için dinlenmesinin zorunlu olmadığını savunur. * **Yargılama Ekonomisi ve Adil Yargılanma:** Karşı oy, en süratli şekilde verilen beraat kararının sanığın en lehine olan durum olduğunu belirtir. Aleyhe bozma kararının hukuka açıkça aykırı olduğu durumlarda (örneğin, elverişsiz teşebbüs veya suçun kanunilik unsurunun gerçekleşmediği durumlar), sanığa diyeceklerinin sorulmasına gerek kalmadan direnme kararı verilmesinin, yargılama ekonomisine hizmet edeceği ve sanığın makul sürede adil yargılanma ve lekelenmeme haklarının ihlalini önleyeceği savunulur. * **Hukuki Durumda Değişiklik Olmaması:** Direnme kararı sonucunda sanığın hukuki durumunda (önceki beraat kararı ile) bir değişiklik olmayacağı, yani aleyhine bir sonuç doğmayacağı için dinlenmesinin zorunlu olmadığı ileri sürülmüştür. **Sonuç:** Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadı, beraat kararının aleyhe bozulması durumunda dahi, sanığın savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesi gereği, sanığın bozmaya karşı diyecekleri alınmadan direnme kararı verilemeyeceğini ve bunun mutlak bozma nedeni olduğunu kabul etmektedir. Karşı oy ise, yargılama ekonomisi ve belirli hukuki durumlarda sanığın lehine sonuç doğurması kaydıyla bu kurala istisnalar getirilmesi gerektiğini savunmaktadır.