HMK 312/2'deki 'davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş' olma koşulunun, bir davalının Tüketici Hakem Heyeti kararına karşı dava açılması durumunda nasıl yorumlandığını AİHM kararlarında belirtilen hukuk kuralları ışığında açıklayınız. Özellikle davacının Hakem Heyeti önünde savunmada bulunmamasının bu koşul üzerindeki etkisi nedir?
HMK 312/2 maddesi, davalının davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermemesi ve yargılamanın ilk duruşmasında talep sonucunu kabul etmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasını sağlar. Bu koşul, özellikle davacının Hakem Heyeti kararına karşı dava açtığı durumlarda özel bir yorum gerektirir. **Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin Yaklaşımı (2017/2113 E. , 2017/3589 K.):** * Bu kararda, davalı tüketici, tüketici hakem heyetine başvurmuş ve Hakem Heyeti davalı lehine karar vermiştir. Davacı banka ise bu kararın iptali için dava açmıştır. Mahkeme, bankanın Hakem Heyeti huzurunda savunmada bulunmamasından ötürü yargılama giderlerini banka üzerinde bırakmış ve davalı lehine vekalet ücretine hükmetmiştir. * **HMK 312/2 Koşulu ve Yorumu:** Yargıtay, davalının (tüketicinin) hakem heyetine başvurmasının ve bu başvurunun sonucunda dava açılmasının, HMK 312/2 anlamında davalının 'davanın açılmasına neden olmaması' olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Çünkü davalı, yasal hakkını kullanarak bir başvuruda bulunmuştur. Dahası, davalı başvuru sahibi olduğu için davanın açılmasına sebebiyet veren taraf olamaz; davanın açılmasına sebebiyet veren, davacının hakem heyeti kararını hukuka aykırı bularak iptal davası açmasıdır. * **Hakem Heyeti Önünde Savunma Yapmamanın Etkisi:** Mahkeme, davacının (bankanın) Hakem Heyeti önünde savunmada bulunmamasının, davanın uzamasına veya gereksiz masraf yapılmasına yol açan bir yönü olmadığını açıkça ifade etmiştir. Hakem Heyeti Yönetmeliği'nin 12. maddesi gereği, Hakem Heyeti dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar vermekle yükümlüdür. Yani, davacının savunma yapmaması, Hakem Heyeti kararının hatalı olmasına doğrudan sebep olmaz ve dolayısıyla davanın gereksiz yere açılmasına yol açmaz. * **Hukukun Üstünlüğü ve Hak Arama Hürriyeti:** Hiç kimsenin, kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanması veya aleyhine açılmış bir davada, kanunda belirtilen istisnalar dışında, davaya cevap vermekle yükümlü tutulması, keza aleyhine verilmiş bir karar hakkında kanunda gösterilen usul dairesinde ilgili mercilere başvuruda bulunması gibi sırf kanundan kaynaklanan bir hakkı kullanmasından ötürü sorumlu tutulması mümkün değildir. AİHM içtihadında (bk. Golder/Birleşik Krallık kararı, mahkemeye erişim hakkı), hak arama hürriyeti temel bir haktır. **Sonuç:** Bu durum, HMK 312/2'deki 'davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş' koşulunun, davalının yasal haklarını kullanması (örneğin hakem heyetine başvurması) nedeniyle gerçekleşen davalar için sağlanmış sayılacağını göstermektedir. Davacı, Hakem Heyeti kararına karşı dava açmakta haklı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür ve Hakem Heyeti önünde savunma yapmamış olması, davalının yargılama giderlerinden muafiyetini ortadan kaldırmaz. Bu, davanın açılmasına asıl sebebiyet veren tarafın yargılama giderlerinden sorumlu olması gerektiği prensibinin bir uzantısıdır. Dolayısıyla, davalı Hakem Heyeti kararının iptali davasında yargılama giderlerinden muaf tutulmalıdır.