AİHM'in O. A. / Türkiye kararında, Sözleşme'nin 8. ve 13. maddeleri kapsamındaki şikayetlerin ayrı ayrı incelenmesine gerek duyulmamasının gerekçesi nedir ve bu durum, AİHM'in yargılamaların bütünselliği ilkesine yaklaşımını nasıl yansıtır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #301120

AİHM'in O. A. / Türkiye davasında (Başvuru No. 24492/21), başvurucunun Sözleşme'nin 8. maddesiyle bağlantılı olarak 8. ve 13. maddelerindeki şikayetlerini ayrı ayrı incelemeye gerek duymamasının temel gerekçesi, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönündeki tespitidir (O. A. / Türkiye, § 73). **Gerekçe ve Mahkemenin Yaklaşımı:** * Başvurucu, dini inançları, askeri lisedeki öğrenci kulüpleri, kişisel anlaşmazlıkları ve gizli sağlık verileri gibi kişisel konuların mülakatlarda sorulmasından ve bu verilerin HSK tarafından kullanılmasından şikayet etmiştir. Bu şikayetler, Sözleşme'nin özel ve aile hayatına saygı hakkını koruyan 8. maddesi ve etkili başvuru yolu hakkını güvence altına alan 13. maddesi kapsamında ileri sürülmüştür. * Ancak AİHM, HSK önündeki karar alma süreciyle son derece ilgili olan yapısal ve usuli eksiklikler konusunda Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında vardığı sonuçları göz önünde bulundurmuştur (O. A. / Türkiye, § 73). Mahkeme, 6. madde kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini tespit etmiştir. Bu ihlal, esasen, başvurucunun hakim ataması gibi temel bir hukuki hakkına ilişkin kararların etkili bir yargısal denetime tabi tutulmaması, yani yargılamanın temel adillik güvencelerinden yoksun olması durumudur. * **Yargılamaların Bütünselliği İlkesi:** AİHM'in bu kararı, genellikle 'yargılamaların bütünselliği' (economy of proceedings) ilkesi veya 'şikayetlerin temelini oluşturan sorunların zaten ele alınmış olması' prensibi çerçevesinde yorumlanabilir. Eğer bir maddenin ihlali tespiti, başvurucunun diğer maddeler kapsamındaki endişelerini zaten gideriyorsa veya bu ihlallerin temelinde yatan yapısal sorunu ortaya koyuyorsa, Mahkeme ek bir incelemeye gerek duymaz. Bu durumda, 6. madde ihlali, başvurucunun kişisel verilerinin işlenmesiyle ilgili şikayetleri de kapsayan genel yargılama adilliği ve denetim eksikliği sorununu temelden ele almaktadır. Yani, HSK kararları etkili bir yargı denetimine tabi olsaydı, muhtemelen 8. madde kapsamındaki iddiaların da bu denetim sırasında incelenme imkanı olacaktı. * **Etkili Hukuk Yolu (Madde 13) ile İlişkisi:** Madde 13, iç hukukta Sözleşme haklarının ihlal edildiği iddiaları için etkili bir hukuk yolu bulunmasını gerektirir. Ancak, eğer Madde 6 (adil yargılanma hakkı) zaten yargılamaya erişim eksikliğini veya adil olmama durumunu tespit etmişse, Madde 13'ün ayrı bir incelemesi genellikle gereksiz hale gelir, çünkü Madde 6 genellikle Madde 13'e göre daha spesifik ve kapsamlı bir güvence sunar. (Örneğin, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2022/2017 E., 2022/7990 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, adil yargılanma hakkı bir bütündür ve olağan kanun yolları yargılama sürecinin bir parçasıdır.) Dolayısıyla, AİHM, 6. madde ihlalini tespit ederek, başvurucunun yargısal atama sürecindeki temel hukuki güvencelerden yoksun bırakıldığı sonucuna varmış ve bu temel ihlalin, 8. ve 13. madde kapsamındaki şikayetlerin de kökeninde yatan sorun olduğu için ayrı bir incelemeyi gereksiz görmüştür.