Metindeki bir Yargıtay kararında (22. HD, 2017/8209 E.), davacının adli yardım talebi, 'iddiasını dayandırdığı delilleri sunmadığı' ve bu nedenle 'yoksulluk şartının oluştuğuna dair kanaat uyandırmadığı' gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu kararı, HMK m. 336/2'deki 'iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri... sunmak zorundadır' hükmüyle birlikte değerlendirerek, adli yardım talebinde hem 'yoksulluk' hem de 'haklılık' şartlarının nasıl bir arada değerlendirildiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30112

Bu karar, adli yardım talebinin kabulü için HMK'da öngörülen iki temel şartın (yoksulluk ve haklılık) bir arada ve birbirini destekler şekilde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. HMK m. 336/2, talepte bulunanın hem mali durumuna ilişkin belgeleri hem de 'iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri' sunmasını zorunlu kılar. Bu, mahkemenin sadece yoksulluk durumunu değil, aynı zamanda HMK m. 334'te belirtilen 'taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması' şartını da değerlendirebilmesi içindir. Yargıtay kararındaki ifade, her ne kadar 'yoksulluk şartına dair kanaat uyandırmadığı' dese de, bu sonuca varırken 'iddiasını dayandırdığı delilleri sunmamasını' bir gerekçe olarak kullanmaktadır. Bu durum iki şekilde yorumlanabilir: 1) Mahkeme, davacının davasının ciddiyetini ve haklılığına dair en ufak bir emare dahi sunmamasından yola çıkarak, adli yardım kurumunu kötüye kullanma ihtimalini değerlendirmiş olabilir. 2) Daha doğru bir yorumla, mahkeme, kanunun aradığı usuli bir şartın (davanın delillerine ilişkin özet sunma) yerine getirilmemesini, talebin usulüne uygun yapılmadığı şeklinde değerlendirmiş ve bu nedenle yoksulluk şartını ayrıca incelemeye gerek görmemiştir. Sonuç olarak, adli yardım talebi bir bütün olup, hem yoksulluğa hem de davanın ciddiyetine (haklılığına) ilişkin bilgi ve belgelerin birlikte sunulmasını gerektirir. Birinin eksikliği, diğerinin varlığına rağmen talebin reddine yol açabilir.