CMK Madde 193/2'de yapılan değişiklik sonrası, sanığın duruşmada hazır bulunma zorunluluğunun istisnaları hangi tür kararlarla genişletilmiştir ve bu genişlemenin savunma hakkı üzerindeki olası etkileri nelerdir?
CMK Madde 193/2'deki değişiklik (28/3/2023-7445/20 md.), 'Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.' şeklinde ifade edilmiştir. Bu değişiklik, sanığın duruşmada hazır bulunma zorunluluğunun istisnalarını belirli kararlar için genişletmiştir. **Genişletilen İstisnalar ve Kapsamı:** * Değişiklik öncesinde, sanığın yokluğunda duruşmanın bitirilmesi genellikle 'eylemin ilk bakışta suç oluşturmadığı' durumlarla sınırlıydı (derhal beraat). Yargıtay içtihadı (örn. Yargıtay 2. CD. 2018/6454 K.; Yargıtay 18. CD. 2017/6190 K.), delil takdiri ve değerlendirme gerektiren durumlarda sanığın savunması alınmadan hüküm kurulmasının mümkün olmadığını belirtmekteydi. * Yeni düzenleme, 'mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri' kararları dışındaki diğer kararların, sanığın sorgusu yapılmamış olsa dahi yokluğunda verilebileceğini açıkça belirtmektedir. Bu kararlar şunları içerir: * **Beraat Kararı:** Eğer toplanan delillere göre mahkeme, sanığın suç işlemediği kanaatine varırsa, sorgusu yapılmamış olsa dahi yokluğunda beraat kararı verebilir. Bu, 'ilk bakışta suç oluşturmama' kriterinden daha geniş bir alandır, zira delillerin takdirini ve değerlendirmesini gerektirebilir. * **Davanın Reddi Kararı:** Aynı fiil nedeniyle daha önce açılmış veya kesinleşmiş bir davanın bulunması gibi durumlarda verilebilir. * **Davanın Düşmesi Kararı:** Zamanaşımı, af, şikayetten vazgeçme, önödeme gibi nedenlerle davanın düşmesine karar verilebilir. **Savunma Hakkı Üzerindeki Olası Etkileri:** Bu genişleme, yargılamaların hızlandırılması amacına hizmet etmekle birlikte, savunma hakkı açısından bazı potansiyel tartışmaları ve riskleri beraberinde getirebilir: * **Savunma Hakkının Kısıtlanması Riski:** Sanığın yokluğunda delil takdiri yapılarak beraat veya düşme kararı verilmesi, sanığın olayları kendi açısından açıklama, delillere itiraz etme veya lehe olan argümanları bizzat sunma imkanını ortadan kaldırabilir. Yargıtay 2. CD. 2018/6454 K. sayılı kararı gibi içtihatlarda, sanığın sorgusu yapılmadan mahkumiyet kararı verilmesinin savunma hakkını kısıtladığı belirtilmekle birlikte, yeni düzenleme mahkumiyet dışındaki kararlar için bu durumu münhasır kılmaktadır. Ancak, sanığın bizzat savunmasını yapma imkanının kısıtlanması, adil yargılanma prensiplerine her zaman uygun düşmeyebilir. * **Yargılamanın Yüze Karşı Olması İlkesi:** Ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan 'yüze karşı olma' (confrontation) ilkesi, sanığın delillerle ve tanıklarla yüzleşmesini, iddialara bizzat cevap vermesini öngörür. Yoklukta verilen kararlar, bu ilkenin tam olarak uygulanmasını engelleyebilir. * **Lekelenmeme Hakkı ve Sanığın Tercihi:** Sanık, suçsuzluğunu bizzat ispatlamak ve mahkumiyet dışında bir karar verilse dahi, bu kararın nasıl verildiğine dair güvencelere sahip olmak isteyebilir. Yoklukta verilen beraat kararı dahi, sanığın yargılama sürecine tam katılımını sağlamadığı için 'lekelenmeme hakkı' açısından bazı soruları beraberinde getirebilir. Ceza Genel Kurulu'nun 2017/595 E., 2018/185 K. sayılı kararındaki karşı oyda bu durum 'uzayan yargılama dolayısıyla SSÇ’nin makul sürede adil yargılanma ve lekelenmeme haklarının ihlâlinin boyutları daha da ağırlaştıracaktır.' şeklinde yorumlanmıştır. Ancak yasa koyucunun amacı, mahkumiyet gibi sanık aleyhine sonuç doğuracak kararlar için sanığın savunma hakkını güvence altına alırken, sanık lehine veya davanın esasını tartışmaya gerek kalmayan durumlarda yargılamayı hızlandırmaktır. Önemli olan, bu hükmün uygulanmasında mahkemelerin, sanığın savunma hakkını ihlal etmeyecek şekilde titizlikle hareket etmesidir.