Yargıtay içtihadına göre, haksız tutuklama nedeniyle tazminat davasında, davacının maddi tazminat talebinin hesaplanmasında ne tür deliller esas alınır? Özellikle davacının vergi kayıtlarındaki beyanı ile gerçek kazancı arasındaki fark ve asgari ücretin tazminat hesabına etkisi nasıl değerlendirilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #301115

Haksız tutuklama nedeniyle tazminat davalarında maddi tazminatın hesaplanması, davacının uğradığı somut maddi kaybın belirlenmesi esasına dayanır. Yargıtay'ın bu konudaki içtihadı, davacının gerçek zararının tespiti ve objektif ölçütlere başvurulması noktasında şekillenmiştir. [CMK Madde 141, 142] **Maddi Tazminatın Konusu ve Hesaplanması:** * Maddi tazminat, hukuka aykırı bir koruma tedbirine maruz kalan kişilerin malvarlığında meydana gelen somut azalma (gelir kaybı) veya masrafların (örneğin avukatlık ücreti) karşılanmasını amaçlar. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/12-123 E., 2015/380 K.). * Hesaplamada objektif ölçü ve belgelere dayanılmalıdır. Kişinin gözaltına alınması veya tutuklanmasından önceki işine bakılmalı, çalıştığı yerden (işçi/memur), meslek kuruluşundan (serbest meslek) bilgi istenmeli, vergi kayıtları incelenmeli, sağlık durumu, işin niteliği, çalışma günleri araştırılmalı ve gerekirse bilirkişi marifetiyle maddi kaybı hesaplanmalıdır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/12-123 E., 2015/380 K.). **Vergi Kayıtlarındaki Beyan ile Gerçek Kazanç Farkı:** * Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/12-123 E., 2015/380 K. sayılı kararında, davacının basit ticari usulde kazanç elde ettiği ve vergi dairesine daha az kazandığını beyan etmesi nedeniyle bu miktarın maddi tazminata esas alınmasının isabetli olmadığı belirtilmiştir. Kararda, kamulaştırma davalarında tapuya veya vergi dairesine beyan edilen düşük değerin esas alınmaması gibi, tazminat davalarında da vergi dairesi ya da başka bir kuruma bildirilen miktara bağlı kalınmasının hak, adalet ve nasafet ilkesine uygun olmayacağı ifade edilmiştir. * Mahkeme, davacının tutuklu kaldığı dönemde iş yerinin açık olup olmadığı, herhangi bir gelir elde edip etmediği araştırılarak, gerçek geliri ve dolayısıyla kazanç kaybını belirlemelidir. * Ancak, aynı kararda, 'davacının vergiye esas bildirdiği bedel miktarının düşük olduğu kabul edilse bile, iddialarını ispatlayıp somutlaştıramaması gerçeği karşısında, bu kusuruna katlanması gerekecektir. Çünkü böyle bir bildirimin vergi kaçakçılığı amacını taşıdığı izahtan varestedir. Davacı böyle bir iddiayı kabul etmediğine göre artık bildirime esas bedelin dikkate alınması gereklidir.' şeklinde bir karşı oy da bulunmuştur. Ancak çoğunluk görüşü, gerçek kazancın araştırılması ve düşük beyanın haklı bir gerekçe olmaması yönündedir. **Asgari Ücretin Tazminat Hesabına Etkisi:** * Herhangi bir işte çalışmayan kişilere veya tespit edilen gelirin asgari ücretten az olması durumunda, verilecek maddi tazminatın hesaplanmasında, gözaltında veya tutuklu kaldıkları dönemdeki net asgari ücretin (en azından temel ihtiyaçlarını karşılayan, insanca yaşamasına imkan tanıyan en düşük net asgari ücretin tamamı üzerinden) göz önünde bulundurulması gerektiği kabul edilmiştir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/12-123 E., 2015/380 K.). * Serbest meslek sahibi olanların ne kadar kazanç elde ettikleri vergi dairesi veya ilgili meslek kuruluşundan sorulmalı, belli bir işyerinde çalışmayanların ise tarım veya sanayide çalışıp çalışmadıkları araştırılıp, bu alandaki asgari ücret üzerinden tazminat hesaplanmalıdır. Özetle, tazminat hesaplamasında öncelik davacının gerçek gelir kaybını tespit etmektir. Vergi beyanları bir başlangıç noktası olabilir, ancak mahkeme gerçek durumu araştırmak ve tespit edilen gelirin asgari ücretin altında kalması halinde asgari ücreti baz almakla yükümlüdür.