Bir ceza davasında, sanık müdafiinin duruşmaya katılamayacağını mazeretle bildirmesine rağmen mahkemece mazeretin reddedilerek sanık ve vekilinin yokluğunda mahkumiyet hükmü kurulması, adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı açısından hangi ihlallere yol açar? Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadını değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #301114

Bu durum, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan savunma hakkının ve duruşmada hazır bulunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve ciddi bir usul hatasıdır. **İlgili Kanun Maddeleri ve İlkeler:** * **Anayasa Madde 36:** Adil yargılanma hakkı. * **AİHS Madde 6/3 (b) ve (c):** Sanığın kendini savunma ve müdafii yardımından yararlanma hakları. * **Anayasa Madde 141/3 ve CMK Madde 34:** Mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunluluğu. * **CMK Madde 193/1:** Kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı genel kuralı. **Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Yaklaşımı:** * Ceza Genel Kurulu'nun 2019/460 sayılı kararında, sanık müdafiinin mesleki mazeretinin reddine ilişkin kararın da gerekçeli olması ve gösterilen gerekçenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli gerekçe içermesi gerektiği vurgulanmıştır. Kararda, 'mahkemelerce yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesinin kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfiliğe yol açacağında kuşku bulunmadığı' belirtilmiştir. * **Savunma Hakkının Kısıtlanması:** Aynı kararda, sanık müdafiinin duruşma günü başka duruşmaları bulunması nedeniyle oturumun başka bir güne ertelenmesi talebine ilişkin Yerel Mahkemece herhangi bir gerekçe gösterilmeden mazeretin reddine karar verilerek yokluğunda mahkûmiyet hükmü kurulmasının, Anayasa'nın 36. maddesi ve AİHS'nin 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yer alan hükümleri göz önüne alındığında **savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu açıktır.** * **Doğrudan Doğruyalık (Vasıtasızlık) İlkesi:** Sanığın duruşmada hazır bulunması kuralı, yargılamanın doğrudan doğruyalık ve vasıtasızlık ilkelerinin bir gereğidir. Sanığın yokluğunda yargılama yapılması, bu ilkeleri ihlal eder ve savunma hakkını kısıtlar. (Yargıtay 11. CD., 2016/12839 E., 2018/7931 K.; Yargıtay 2. CD., 2016/2521 E., 2018/6454 K.; Yargıtay 12. CD., 2017/4484 E., 2018/5428 K.; Yargıtay 2. CD., 2015/5846 E., 2018/1809 K.). * **Gerekçeli Karar Zorunluluğu:** Mazeret reddi gibi ara kararların dahi gerekçeli olması, keyfiliği önlemek ve adil bir yargılamayı güvence altına almak için esastır. Gerekçesiz reddi, başlı başına bir bozma nedenidir. Sonuç olarak, sanık müdafiinin mazeretinin gerekçesiz reddedilerek sanık ve vekilinin yokluğunda mahkumiyet hükmü kurulması, mahkemenin temel usul kurallarına ve adil yargılanma ile savunma hakkı ilkelerine aykırı davranması anlamına gelir. Bu durum, mutlak bozma nedenidir ve hükmün bozulmasını gerektirir.