Bir mühürleme işleminde, yetkili kamu görevlileri tarafından usulüne uygun olarak mühür konulmuş ve tutanak düzenlenmiştir. Ancak bu tutanak, sanığa değil de, olayla ilgisi olmayan komşusuna tebliğ edilmiştir. Bu tebligat usulsüzlüğü, mühür bozma suçunun oluşmasına engel midir?
Tek başına engel değildir. Ceza Genel Kurulu'nun 2018/691 sayılı kararında vurgulandığı gibi, suçun oluşumu için sanığın mühürleme işleminden 'haberdar olması' yeterlidir, tutanağın usulüne uygun tebliği ise zorunlu bir şart değildir. Tebligat, bu haberdar olmayı ispatlayan en önemli araçlardan biridir, ancak tek araç değildir. Eğer savcılık, sanığın mühürleme işleminden başka yollarla (örneğin mühürleme sırasında orada bulunması, komşusunun kendisine durumu anlatması, elektriğinin kesildiğini bilmesi vb.) haberdar olduğunu ispatlayabilirse, usulsüz tebligata rağmen suçun manevi unsuru (kast) oluşmuş sayılır ve sanık cezalandırılabilir. Ancak bu ispat yapılamazsa, sanık haberdar olmadığı için kastı bulunmadığından beraat eder.