Metinde geçen 'Bangolar Yargı Etiği İlkeleri'nde tanımlanan 'tarafsızlık' ve 'bağımsızlık' kavramları arasındaki dogmatik farkı açıklayınız. Bir hâkimin, siyasi iktidarın hoşuna gitmeyecek bir karar vermekten çekinmesi 'bağımsızlık' ilkesinin mi, yoksa 'tarafsızlık' ilkesinin mi ihlalidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30108

Tarafsızlık ve bağımsızlık, birbiriyle ilişkili ancak farklı kavramlardır. - Bağımsızlık: Yargıcın veya mahkemenin, karar verirken başta yürütme ve yasama organları olmak üzere, dışarıdan hiçbir organ, makam, kişi veya güçten emir, talimat, tavsiye veya telkin almaması, baskı altında kalmamasıdır. Bu, yargının 'kurumsal' ve 'kişisel' özerkliğidir. - Tarafsızlık: Yargıcın, önüne gelen uyuşmazlığın taraflarına karşı önyargısız, eşit mesafede ve nesnel olmasıdır. Bu, yargıcın 'zihinsel ve psikolojik' tutumuyla ilgilidir. Tarafsızlık, sübjektif (kişisel önyargı) ve objektif (görünüşte tarafsızlık) olarak ikiye ayrılır. Bir hâkimin, siyasi iktidarın hoşuna gitmeyecek bir karar vermekten çekinmesi, öncelikli olarak 'bağımsızlık' ilkesinin ihlalidir. Çünkü burada hâkim, davanın taraflarından birine karşı bir önyargıdan ziyade, yürütme organından veya siyasi bir güçten gelebilecek potansiyel bir baskıdan etkilenmektedir. Kararını dosyadaki delillere ve hukuka göre değil, dış bir faktörün (siyasi iktidarın tepkisinin) etkisinde kalarak şekillendirmektedir. Bu durum, hâkimin kurumsal ve kişisel bağımsızlığını yitirdiğini gösterir. Bu bağımsızlık kaybı, doğal olarak onun tarafsızlığını da zedeler, çünkü artık objektif bir karar veremeyecek duruma gelmiştir.