CMK m. 34 gerekçesinde bahsedilen ve gerekçe zorunluluğunu esneten Hollanda ve İsviçre modellerinin temel felsefesi nedir ve bu felsefe Türk Anayasal düzeniyle neden bağdaşmamaktadır?
Bu modellerin temel felsefesi, 'usul ekonomisi' ve 'yargılamanın hızlandırılması'dır. Özellikle önemsiz veya tekrarlayan, yeni bir hukuki sorun içermeyen davalarda, mahkemelerin uzun ve detaylı gerekçeler yazmakla vakit kaybetmesini önleyerek yargı sisteminin daha verimli çalışmasını hedeflerler. Bu yaklaşım, hakkın özüne dokunulmadığı sürece, pratikliğe ve hıza öncelik verir. Bu felsefe, Türk Anayasal düzeniyle bağdaşmamaktadır çünkü Anayasa'nın 141/3. maddesi, 'Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.' diyerek, hiçbir ayrım yapmadan (davanın önemi, niteliği vb.) mutlak bir zorunluluk getirmiştir. Türk Anayasası, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak gördüğü gerekçe hakkını, usul ekonomisi gibi pratik mülahazalara feda etmemiş, daha güvenceci bir yaklaşım benimsemiştir.