Metindeki bir Yargıtay kararında (4. CD, 2010/13266 E.), ikinci el bir aracı satın alan kişinin, garanti süresi içinde meydana gelen arıza nedeniyle doğrudan 'üretici firmaya' karşı Tüketici Mahkemesi'nde dava açabileceği belirtilmiştir. Bu durumun, 'sözleşmenin nispiliği' ilkesine getirdiği istisnayı ve üreticinin bu sorumluluğunun hukuki temelini (TKHK m. 11) açıklayınız.
Bu durum, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden olan 'sözleşmenin nispiliği' (göreceliği) ilkesine önemli bir istisna getirir. Nispilik ilkesine göre, bir sözleşme sadece taraflarını bağlar ve sadece taraflar sözleşmeden doğan hakları talep edebilir. Normalde, ikinci el aracı alan kişinin sözleşmesel ilişkisi sadece satıcıyladır, üretici firma ile bir sözleşmesi yoktur. Ancak, 6502 sayılı TKHK, tüketiciyi korumak amacıyla bu ilkeyi aşan bir düzenleme getirmiştir. TKHK m. 11/2'ye göre, tüketicinin sahip olduğu 'ücretsiz onarım' ve 'ayıpsız misli ile değiştirme' gibi seçimlik haklar, sadece satıcıya karşı değil, 'üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir'. Aynı fıkranın devamında, 'satıcı, üretici ve ithalatçının müteselsilen sorumlu' olduğu belirtilmiştir. Bu sorumluluğun hukuki temeli, kanundan doğan bir 'garanti benzeri' sorumluluktur. Üretici, ürettiği malın piyasada bulunduğu süre boyunca, kanunda belirtilen zamanaşımı süreleri içinde, o malın ayıplarından dolayı nihai tüketiciye karşı doğrudan sorumlu tutulmaktadır. Yargıtay kararı da bu yasal düzenlemeye dayanarak, tüketici sıfatına haiz olmayan ikinci el alıcısının dahi, eğer araç garanti süresi içindeyse, bu kanuni korumadan yararlanarak doğrudan üreticiye dava açabileceğini ve bu davanın Tüketici Mahkemesi'nde görüleceğini kabul etmiştir.