AİHM, O.A./Türkiye kararında, bir adayın HSK tarafından atanmasının reddi kararının yargı denetimi dışında bırakılmasını, Vilho Eskelinen testinin ikinci koşulu (nesnel haklılık) açısından neden haklı bulmamıştır? Devletin yargıç seçme konusundaki egemenlik yetkisi bu durumu haklı kılmaz mı?
AİHM, devletin yargıç seçme konusundaki egemenlik yetkisini kabul etmekle birlikte, bu yetkinin sınırsız ve keyfi bir şekilde kullanılamayacağını vurgulamaktadır. Mahkeme, testin ikinci koşulunu değerlendirirken, uyuşmazlığın 'yargı bağımsızlığı' gibi Sözleşme'nin temel değerleriyle olan ilişkisine odaklanmıştır. Bir adayın, liyakat ve objektif kriterlere dayalı bir süreçten geçtikten sonra, gerekçesiz ve denetimsiz bir kararla reddedilmesi, yargı üzerinde potansiyel bir siyasi baskı ve keyfilik riski yaratır. Bu durum, sadece bireyin hakkını değil, tüm yargı sisteminin bağımsızlığına ve halkın yargıya olan güvenine zarar verir. AİHM'e göre, yargı bağımsızlığını koruma amacı, bu tür kararların denetim dışı bırakılmasını değil, tam aksine şeffaf ve denetlenebilir olmasını gerektirir. Bu nedenle, devletin egemenlik yetkisi, adil yargılanma ve yargı bağımsızlığı ilkelerini ihlal edecek şekilde kullanılamaz. (AİHM, O. A. / Türkiye Davası, §§ 57-58)