Kasten yaralama kastıyla hareket eden fail, mağdurun kafasına sopa ile vurmuş ve mağdurun beyin kanaması geçirerek ölmesine neden olmuştur. Olayda 'husumet' veya 'öldürmeye elverişli silah' gibi klasik öldürme kastı kriterleri zayıf kalmaktadır. Bu durumda, failin kastının 'yaralama' mı yoksa 'olası kastla öldürme' mi olduğunun ayrımında, 'darbenin şiddeti' ve 'vurulan bölgenin hayati önemi' kriterlerinin tek başına belirleyici olup olamayacağını, failin öngörüsü açısından tartışınız.
Bu durumda, 'darbenin şiddeti' ve 'vurulan bölgenin hayati önemi' kriterleri, failin kastının belirlenmesinde tek başına belirleyici olabilir ve olayı 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama'dan 'olası kastla öldürme'ye taşıyabilir. Husumet veya silahın niteliği gibi diğer kriterler olmasa da, bir insanın en hayati bölgesi olan kafasına, sopa gibi sert bir cisimle 'şiddetli' bir darbe indiren kişinin, bu eyleminin ölümle sonuçlanabileceğini 'öngörmemesi' hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu öngörüye rağmen eylemi gerçekleştirmesi, onun ölüm neticesini kabullendiği anlamına gelir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamada, failin ölüm neticesi açısından 'taksirli' olması, yani neticeyi istememesi gerekir. Ancak kafaya indirilen şiddetli bir sopa darbesi, basit bir yaralama eyleminin öngörülebilir sınırlarını aşan, ölüm riskini bariz bir şekilde içeren bir harekettir. Fail, bu riski göze alarak ve 'olursa olsun' diyerek hareket ettiğinde, artık taksirden değil, 'olası kast'tan bahsedilir. Dolayısıyla, darbenin şiddeti ve vurulduğu yer, failin iç dünyasındaki öngörüsünü ve kabullenmesini dışa vuran en önemli objektif kanıttır ve tek başına eylemin olası kastla öldürme olarak nitelendirilmesi için yeterli olabilir.