TCK m. 148/3'e göre, 'Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.' hükmünü açıklayınız. Mağdurun içkisine, onun rızası olmadan uyku ilacı katarak uyumasını sağlayan ve bu sırada cüzdanını çalan failin eylemi, hırsızlık mıdır yoksa yağma mıdır?
Failin eylemi, TCK m. 148/3 hükmü gereğince 'yağma' suçunu oluşturur. Bu hüküm, 'cebir' kavramının kapsamını genişleten özel bir düzenlemedir. Normalde cebir, mağdura karşı fiziki güç kullanmayı ifade eder. Ancak bu fıkra, mağdurun direncini kırmaya yönelik olan ve onun iradesini ortadan kaldıran dolaylı eylemleri de cebir kapsamına almıştır. Mağdurun içkisine rızası olmadan uyku ilacı katmak, onu 'kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getiren' bir vasıtadır. Bu eylemle mağdurun direnme ve karşı koyma yeteneği fiziken ortadan kaldırılmıştır. Bu durum, mağdura yumruk atarak onu bayıltmaktan farksız bir sonuç doğurur. Kanun koyucu, bu tür iradeyi kıran eylemleri de fiziki cebir gibi değerlendirmiş ve yağma suçunun unsuru saymıştır. Dolayısıyla, mağdur uyutulduktan sonra cüzdanının alınması eylemi, basit bir hırsızlık değil, TCK m. 148/3 yollamasıyla TCK m. 148/1'deki yağma suçunu oluşturur.