Bir davalı, davacının talebini değil de davanın dayandığı vakıaları kabul ederse, bu durum HMK m. 312 anlamında bir 'kabul' müdür?
Hayır, değildir. HMK m. 308/2 'Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.' derken, HMK m. 311 'Kabul, kesin bir hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.' demektedir. Kabul, davacının 'talep sonucuna' (petitum), yani dava dilekçesinin sonuç kısmında istediği şeye (örn: 10.000 TL'nin ödenmesine karar verilmesi) yönelik olmalıdır. Davalının, davanın dayandığı olayları (vakıaları) kabul edip, ancak talep sonucuna (örneğin faiz oranına, tazminat miktarına) itiraz etmesi, tam bir kabul değildir. Bu, 'ikrar' (HMK m. 188) niteliğinde olup, hakimi bağlar ancak davayı doğrudan sona erdirmez ve HMK m. 312'deki sonuçları doğurmaz.