Yağma suçunun 'beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı' işlenmesi (TCK m. 149/1-e) nitelikli bir haldir. Bu 'savunamayacak durum'un kalıcı mı (örneğin, zihinsel engel) yoksa geçici mi (örneğin, aşırı sarhoşluk) olması arasında bir fark var mıdır? Failin, mağdurun bu durumunu bilip bilmemesinin (kasıt) önemi nedir?
TCK m. 149/1-e'nin uygulanması açısından, mağdurun kendisini savunamayacak durumda olmasının 'kalıcı' veya 'geçici' olması arasında bir fark yoktur. Önemli olan, suçun işlendiği sırada mağdurun savunma yeteneğinin fiilen ortadan kalkmış veya önemli ölçüde azalmış olmasıdır. Bu durum; - Yaşlılık, bedensel veya zihinsel bir engel gibi 'kalıcı' bir nedenden kaynaklanabilir. - Aşırı sarhoşluk, uyuşturucu etkisi, baygınlık, uyku hali gibi 'geçici' bir nedenden de kaynaklanabilir. Her iki durumda da mağdur, faile karşı fiziki veya manevi bir direnç gösteremeyecek durumdadır ve bu da failin işini kolaylaştırır, suçun haksızlık içeriğini artırır. Ancak bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, failin 'manevi unsur' olarak, mağdurun bu özel durumunu (savunamayacak halde olduğunu) 'bilmesi ve bu durumdan yararlanarak' suçu işlemesi gerekir. Fail, mağdurun sarhoş veya engelli olduğunu bilmeden eylemi gerçekleştirirse, bu nitelikli halden sorumlu tutulamaz. Failin kastının, mağdurun bu aciz durumunu da kapsaması gerekir.