Metinde geçen Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2010/28 K. sayılı kararında, mahkeme kararıyla aracı değiştirilmesine hükmedilen, ancak aynı aracın üretimden kalkması nedeniyle bedelini icra yoluyla talep eden ve satıcının itirazı nedeniyle parasını geç alan davacının 'munzam (aşkın) zarar' talep edebileceği belirtilmiştir. 'Munzam zarar' kavramını açıklayınız ve bu zararın faizden farkı nedir?
'Munzam zarar' veya 'aşkın zarar', borçlunun temerrüdü (borcunu zamanında ödememesi) nedeniyle alacaklının uğradığı ve yasal temerrüt faizi ile karşılanamayan 'ek' zararı ifade eder. Borçlar Kanunu'na göre (TBK m. 122), alacaklı, borçlunun kusurlu temerrüdü yüzünden uğradığı ve temerrüt faizini aşan bir zararı varsa, bu zararın da tazminini isteyebilir. Faizden farkı şudur: - Temerrüt Faizi: Borcun geç ödenmesi nedeniyle kanunen veya sözleşmeyle belirlenmiş oranda, borçlunun kusuru aranmaksızın işleyen götürü bir tazminattır. Alacaklının bir zarar ispatlamasına gerek yoktur. - Munzam Zarar: Temerrüt faizinin karşılamadığı 'gerçek' zarardır. Alacaklının bu zararı ve borçlunun kusurunu ispatlaması gerekir. Örnekteki kararda, davacı parasını zamanında alamadığı için, o dönemdeki yüksek enflasyon, döviz kurundaki artış veya parayı alıp yapabileceği bir yatırım fırsatını kaçırması gibi nedenlerle, alacağı paranın alım gücünün temerrüt faizinin üzerinde bir oranda düştüğünü ispatlarsa, bu aradaki farkı 'munzam zarar' olarak talep edebilir. Yargıtay da mahkemenin bu zararı, enflasyon, faiz oranları, döviz kurları gibi ekonomik verileri dikkate alarak bir bilirkişi aracılığıyla hesaplatması gerektiğini belirtmiştir.