Bir kişi, ölen babasından kalan ve diğer mirasçılarla ortak mülkiyetinde olan bir antika vazoyu, diğer mirasçıların rızası olmadan, zorla evden alıp götüren kardeşine karşı yağma suçundan şikayetçi olabilir mi? Yağma suçunun 'başkasına ait bir mal' unsuru ile TCK'da 'paydaş veya elbirliği ile malik olunan malda' işlenen suçlara ilişkin özel düzenlemeleri (örneğin hırsızlık için TCK m. 144) dikkate alarak tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30091

Bu durumun yağma suçu olarak nitelendirilmesi zordur. Yağma suçunun temel unsurlarından biri, suçun konusunun 'başkasına ait' bir mal olmasıdır. Paydaş veya elbirliği mülkiyetinde, malın her bir zerresi tüm maliklere aittir. Fail de mal üzerinde bir mülkiyet hakkına (paydaşlığa) sahiptir. Bu nedenle mal, tamamen 'başkasına ait' sayılamaz. TCK, bu tür iştirak halindeki mülkiyete konu mallara karşı işlenen suçlar için özel düzenlemeler getirmiştir. Örneğin, hırsızlık suçu için TCK m. 144/1-a'da, paydaş veya elbirliği ile malik olunan malda hırsızlık suçunun işlenmesi halinde, şikayet üzerine daha az bir ceza öngörülmüştür. Yağma suçu için ise metinlerde böyle özel bir indirim veya farklı bir düzenleme belirtilmemiştir. Ancak Yargıtay'ın genel yaklaşımı, failin kendisinin de hak sahibi olduğu bir mal üzerinde işlenen fiillerin, klasik anlamda hırsızlık veya yağma suçunu oluşturmayacağı yönündedir. Fail, malı zorla aldığı için, bu eylem 'yağma' değil, diğer mirasçıların 'zilyetliğini' ihlal eden bir eylem olarak, koşulları varsa 'hakkı olmayan yere tecavüz' (taşınmazlar için) veya 'kendiliğinden hak alma' (TCK m. 150/1 benzeri bir yorumla) veya mala zarar verme gibi başka suçlar kapsamında değerlendirilebilir. Ancak malın tamamı üzerinde zilyetlik kurup diğerlerini mahrum bıraktığı için, bu eylemin yağma olarak nitelendirilebileceğini savunan görüşler olsa da, 'başkasına ait olma' unsuru nedeniyle bu yorum zayıf kalmaktadır. En doğru yaklaşım, bu durumun yağma suçunun tipik unsurlarını tam olarak karşılamadığıdır.