Bir sanık hakkında, TCK m. 301'den (Devleti aşağılama) dolayı yapılan soruşturmada, Adalet Bakanı 'soruşturma izni' vermemiş ve dosya kapatılmıştır. Mağdur olduğunu iddia eden bir sivil toplum kuruluşu, bu 'izin vermeme' kararına karşı idari yargıda iptal davası açabilir mi? Adalet Bakanı'nın bu yetkisinin hukuki niteliğini (idari işlem mi, yargısal bir karar mı?) tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30088

Adalet Bakanı'nın TCK m. 301/4 uyarınca verdiği 'izin verme' veya 'izin vermeme' kararı, bir 'idari işlem' niteliğindedir. Bu karar, yargısal bir faaliyetin (soruşturmanın) ön şartı olsa da, kararın kendisi bir mahkeme tarafından değil, yürütme organının bir parçası olan Bakanlık tarafından verilmektedir. İdari işlemler, hukuka aykırılık iddiasıyla idari yargıda iptal davasına konu olabilirler. Dolayısıyla, bu karardan dolayı hak veya menfaatinin ihlal edildiğini iddia eden bir kişi veya kuruluş (örneğin, suçtan zarar gördüğünü iddia eden STK), 'izin vermeme' kararının hukuka aykırı olduğu (örneğin, yetki, şekil, sebep, konu, maksat unsurlarından biri yönünden sakat olduğu) iddiasıyla Danıştay'da veya yetkili İdare Mahkemesi'nde iptal davası açabilir. Bakanlığın bu yetkisi, takdir yetkisi olmakla birlikte, sınırsız ve keyfi bir yetki değildir; kamu yararı ve hukukun genel ilkeleriyle sınırlıdır. Ancak uygulamada, bu tür kararların 'idari işlem' niteliği ve yargı denetimine tabi olup olmadığı konusunda doktrinde farklı görüşler ve yargı kararları bulunabilmektedir. Ancak genel kabul, bunun denetlenebilir bir idari işlem olduğu yönündedir.