Metinde geçen Yargıtay kararında, 'maktuldeki kalp rahatsızlığını önceden bilip bilmediği araştırılarak' sonuca gidilmesi gerektiği belirtilmiştir. Failin, mağdurun bu özel durumunu (hastalığını) bilmesinin, eyleminin 'taksirle öldürme'den 'bilinçli taksirle öldürme'ye dönüşmesindeki rolünü, TCK m. 22/3 çerçevesinde açıklayınız.
Failin, mağdurun hastalığı gibi özel bir durumunu bilmesi, onun kusurunun derecesini ve suçun hukuki niteliğini doğrudan etkiler. Bu durum, 'bilinçli taksir'in (TCK m. 22/3) uygulanmasında kilit bir rol oynar. Taksir, neticenin öngörülebilir olmasına rağmen fail tarafından istenmemesidir. Bilinçli taksirde ise fail, neticenin gerçekleşebileceğini 'öngörmesine' rağmen, 'olmayacağına dair bir özgüvenle veya şansına güvenerek' hareketine devam eder. Olayda: 1) Fail Hastalığı Bilmiyorsa: Mağduru basit bir şekilde iteklemesi sonucu kalp krizinden ölmesi, normal şartlarda öngörülebilir bir netice değildir. Ancak failin yarattığı risk gerçekleştiği için, bu durum basit 'taksirle öldürme' (TCK m. 85) olarak nitelendirilebilir. Failin kusuru, dikkatsiz ve özensiz davranmaktan ibarettir. 2) Fail Hastalığı Biliyorsa: Eğer fail, mağdurun ciddi bir kalp rahatsızlığı olduğunu bilerek onu iteklerse, bu eylemin bir kalp krizini tetikleyebileceğini ve ölüme yol açabileceğini 'şahsen öngörmüş' sayılır. Bu öngörüsüne rağmen eylemi gerçekleştirmesi, basit bir dikkatsizlik değil, neticeyi göze alan bir umursamazlıktır. Bu durumda fail, 'bilinçli taksirle' hareket etmiş olur ve TCK m. 22/3 uyarınca cezası artırılır. Failin bilgisi, onun öngörme yükümlülüğünü ve dolayısıyla kusurunu ağırlaştırmaktadır.